Sayfalar

3 Haziran 2013 Pazartesi

Yara 1915

Merhaba,

Yüreği de kendisi gibi tertemiz,  sevgili arkadaşım Suna Taşdemir Dündar'ın 1915 Yara kitabını gururla ekliyorum.
Evde koştur, işte koştur, yetinme bir de yaz. Kitap yaz, makale yaz, öykü yaz ama sürekli yaz.
Allah enerjini artırdıkça artırsın, hiç yorulma.

Kitap IQ yayınlarından çıkmış.

Yara;
Yağmur, Dolu, Kar, Sis, Parçalı Bulutlu, Güneş olmak üzere toplam 6 bölümden oluşuyor. Birbiriyle hem bağımlı hem bağımsız bölümler, kahramanlar bölümler arasında bir şekilde kesişiyor.
Birden fazla başrol oyuncusu olan kitapları severim.  Okurken sizi sıkmıyor.
Gerçekleri unutturmak istenen,  neredeyse utanmamız gerekiyormuş gibi aksedilen ermeni olaylarını ve sonrası gelişmeleri   6 öyküyle sunmuş.
Tehcir kararını Osmanlı İmparatorluğu keyfiyen vermiş, Ermeni vatandaşlarımız evinde, köyünde rahat rahat yaşarken, durduk yere imparatorluk bu insanlara tehcir kararı çıkarmış gibi bir hava esmekte günümüzde.   İmparatorluğa karşı ayaklanan Ermenileri unuttuk, Sarıkamış'taki savaş esnasında Ermenilerce tahrip edilen rayları, askerlerimize ulaştırılamayan yardımları da unuttuk.
Roman ve tarih tadında bir kitap. Tarih okumayı sevmeyenler roman niyetine, roman sevmeyenler tarih niyetine okusun.
Yazar hem Türk hem Ermeni hanelere girmiş öykülerde, siz de misafir oluyorsunuz bu kitapla.
Umarım güzel ülkeme bir an önce güneş doğsun.


                             
Sevgiyle kalın...

Tarihçilerin Kutbu

Merhaba,



bu kitabı okumamak büyük bir kayıp.  Osmanlı Tarihçisi bir dahi ile röportaj. Okurken karşımda  konuşuyormuş Prof.Dr.Halil İNALCIK gibi hissettim. Zevkle okuyup bitirdiğim bir kitap.
Hıristiyan arkadaşları tarafından camiye götürülüyor ancak  namaz kılmasını bilmiyor.  Nasıl güç durumda kaldığını anlatmış.
Hacca gidiyor ve o ortamın maneviyatını anlatıyor, ilk defa kendime sormuştum acaba ben de gitsem mi diye .
Bizim tarihimize olan ilgisizlikten, diğer dünya devletlerinin nasıl tarihini önemsediğinden bahsediyor.
Arşivlerde çürüyüp giden tarihimizden bahsediyor.
90 yaşında (kitabın yayınlandığı tarihte) hala arşiv tozu koklayan bir hoca düşünebiliyor musunuz?
Kitabı bitirdikten sonra bir süre dua ettim "Allahım sen Halil İNALCIK hocaya daha uzun ömür ver" ki biraz daha çalışabilsin ve yok olup giden tozlu raf bilgilerini bize aktarsın diye ve endişelendim ya bişey olursa!!
Çok az tarih ilgisi olanların dahi zevkle okuyacağı bir röportaj diye düşünüyorum.
Sevgiyle kalın.

Peynirli Süpriz Yumurta

Merhaba,

Hemen itiraf edeyim de vicdan azabım bitsin.  İsim çalıntıdır. Hani çocukların bayıldığı içinden oyuncak çıkan süpriz yumurta var ya işte oradan. Ama bunun içinden oyuncak çıkmıyor.
Bazı çocuklar peynir sevmez ama yumurtaya bayılır. Süpriz yumurta annelerin bu sorunu için çözüm olabilir.
Edirne'de öğrenci olduğum dönemde sık yapardık, uzun zamandır yapmıyorum hafta sonu aklıma geldi, yaptım. Yumurtaya farklı bir sunum, yukarıda bahsettiğim gibi sever çocuklar böyle şeyleri.

Malzeme:

Kişi başı 1 yumurta
Peynir
az tuz
Az yağ (fındık yağı kullandım, tabi beni kandırıp da ayçiçekle karıştırmadılarsa)
Sadece peynirli de olabilir, peynire baharat vb de ekleyebilirsiniz.

Yapılışı:

Yumurtayı kasede iyice çırpın, çok iyi çırpın üzerinde köpükler oluşsun. Bu püf noktadır iyi çırpmazsanız kabarmaz. Tavada yağı iyice kızdırınız ve ocağın altı kısık olmasın bu da ikinci püf noktadır. Kısık olursa yumurta güzel kabarmaz. İyice çırptığınız yumurtayı sıcak yağın üzerine dökün ocağın altı tam açık olsun. Tavayı sağa sola çevirerek yumurtayı yayın. Kabarıp pişen yumurtayı ters çevirin ve bir köşesine hazırladığınız peyniri ekleyin, diğer köşeyle peyniri kapatın. Her iki tarafını da hafif kızartarak servis yapın afiyet olsun.

 Yumurtayı çok iyi çırpmanız lazım bu önemli.
 Ben peynire nane, zencefil ve azıcık fesleğen ekledim (cesaret edemedim çok az ekledim ama daha fazla da eklesem fena olmayacakmış). Siz yakışacağını umduğunuz her şeyi ekleyebilirsiniz.

 Ben fırının altını kısık ateşte unuttuğum için yumurtam olması gerektiği gibi kabarmadı.

 Yumurtanın iki yüzünü de hafif pişirin.

Afiyet olsun Sevgiyle kalın.

Latife Hanım

Merhaba,



Bir nefeste okuyabileceğiniz harika bir kitap.
Tarih, aşk, sevgi, mutluluk, mutsuzluk, hayal kırıklığı her şey var bu kitapta.
Ne kadınlar yetişmiş Osmanlı'da.
Üzüldüm Fikriye'ye.
İzmir'in önde gelen ailelerinden, kendini iyi yetiştirmiş, hırslı, zeki, aydın bir kadın Latife.
Hayranı olduğu adamla evleniyor.
Kurtuluş savaşında önde bir lider ve  kahramanlıkları, dahi zekası,  reformları, ülkeyi yeniden inşası, ....,  bildiğimiz Atatürk portresine  bir ölçüye kadar özel hayatı hakkında bilgi ekleyebilir miyiz acaba?
Atatürk'ün hayatına bir de bu kitabın kesitleriyle bakın derim.
Bir lider, dahi, asker, hükümet adamı eşi olmak...
Yitip giden bir hayat
Susulan bir ömür
Açıkçası ne yazmam gerektiğini çok da bilemedim.
Bu kitabı okuyun derim.
Biraz yüreğiniz ezilebilir.
Sevgiyle kalın

Memedin Kitabı

Merhaba,


Bu kitabı okuyalı bayağı oldu. O nedenle bloga ekleyip eklememe hususunda biraz tereddüt ettim.
Tam zamanı, şimdi eklemeyeceksem ne zaman ekleyeceğim diye düşündüm sonra.
Kitap yayınlandığı dönemde yasaklanmıştı, sırf bu yüzden dikkatimi çekti ve şansım varmış ki bulup okumuştum.
Beni çok derinden etkilemişti.
Bizden gizlenen birçok şeyi gün yüzüne dökmüştü.
Güneydoğu'da askerlik yapan 40 civarı askerin, askerlik sonrası anısını anlatan bir kitap.
Orada... savaşın ortasında bulunmuş ve savaşı bizzat yaşayan insanlar. Ama asker ama halk.
Ne kadar ağır bir psikoloji.  Adeta nefes alamıyorsunuz kitabı okurken, canım sıkıldı.
Anneler ne umutlarla doğup büyütüyor çocuklarını..... sonra bir anda bir kurşunla ölüyor gencecik fidanlar, ruh sağlığı bozuluyor,  vücutları parçalanıyor, uzuvları eksilmiş dönüyor size....
Askerlik sonrası adaptasyon sorunu yaşayan Mehmetcikler.
Hangi açıdan bakarsanız bakın travma....
Hangimizin bunlardan haberi var, biz televizyonlarda  şehit cenazelerinde hep "vatan sağ olsun" u duyduk,  hangimiz askerde yaşadığı travma sonrası işine adapte olamadığı için kovulan, ruh sağlığını yitiren, etrafına saldıran, öldüren......  kaç askerin hayatını biliyoruz?
Askerlerimizin davul zurna eşliğinde gidişlerini biliyoruz,  peki ya sonrasını biliyor muyuz?
Bu kitabı okuyunca düşünmüştüm ya sonrası.... ???
Aklıma gelmişken Ece Temelkuran'ın "şehitler ölmez babalar ölür" makalesini de okuyun.
http://www.milliyet.com.tr/2007/11/14/yazar/temelkuran.html
Sevgiyle kalın.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Merhaba,

Hala okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz.
Apansız bir hastalığa yakalanan delikanlının hayata bakışı....Duyguları, sevgileri.... Bu kadar mı güzel ifade edilir duygular.
İyiler hep kaybetmeye mahkum mudur bu dünyada diye düşünmekten kendimi alamadım.
"Tabure dolabın yanında demek annem dolaptan bişey almış, sürahi masada annem su içmiş, kanepede yastık var demek ki annemin başı ağrımış dolaptan ilaç alıp içmiş  ve uzanmış"  bu anlamda bir cümle.
Size bacağınız kesilecek deseler, eve geldiğinizde bu kadar etrafınızdakileri düşünebilir miydiniz?
Kendi derdinizi bu kadar unutabilir unutabilir miydiniz?(bastırabilir miydiniz demek daha doğru olur aslında).
Bu kitabı mutlaka mutlaka okuyun.
Her yanınızı hüzün saracak ama yine de okuyun.
Sevgiyle kalın.

Fırın Makarna

Merhaba,


Kendimi övmek gibi olmasın ama çok güzel ve hafif olmuştu. Tadı damağımda kaldı. Kendi yaptığım lor peyniri ile yapmıştım acaba ondan olabilir mi?

Malzemeler:

1/2 fırın makarna
4 su bardağı su
et bulyon (1/4'ten de az kullandım arzuya göre siz artırabilirsiniz.)
Lor peyniri yaklaşık 1 su bardağı
kaşar peyniri 1,5 -2 su bardağı
tuz
tereyağ
az sızma zeytinyağ
1 su bardağı yoğurt
1 yumurta

Yapılışı:

Suyu kaynatın, fırın makarna, et bulyon, az tuz (et bulyonda tuzlu olduğu için fazla eklemeyin)  ve az zeytinyağını ekleyerek suyunu çekene kadar pişirin (suyunu süzmüyoruz). Bir kapta yumurtayı iyice çırpın, yoğurt+ lor peynirini iyice karıştırın. Makarnayı ekleyin ve biraz kaşar peyniri de ekleyerek karıştırın. Üzerine kalan kaşar peynirini ekleyerek fırına verin.  Kaşar peynirini fazla ekleyince ağır oluyor. Üzerini hafif örtecek şekilde olsun. Üzeri hafif kızarınca alın. 
Fırın makarnayı birçok şekilde denedim, bazen ağır geldi, bazen katkılarını sevmedim  en son bu tarifi beğendim.
Afiyet olsun.

                                       


Sevgiyle kalın.

30 Mayıs 2013 Perşembe

Neden savaşıyoruz ???

Merhaba,

Peygamberimiz bugün yaşasaydı ne düşünürdü müslüman alemi hakkında.
Doğduğu, büyüdüğü, ve gelin dediği toprakların hangi ülkenin emri altında olduğunu görseydi, memleketinin gayrimüslim dediği ülkelerle birlikte diğer müslümanlara bombalar yağdırdığını görseydi ne düşünürdü. 
Sizce müslümanlar peygamberimizin kemiklerini sızlatmıyor mu?
Mübarek üç  aylara girdik. Barış,  huzur, mutluluk dilekleriyle.
İnanıyorum ki o akşam tüm Müslümanların da temennisidir budur.
Sonra tvde izlediklerim geldi bir bir aklıma.
-          Allahu ekber diyerek kardeşe sıkılan kurşunlar,
-          Allahu ekber diyerek bir insanın kalbini çıkaran ve yiyen insan kılıklı yaratık,
-          Patlayan bombalar, ............
-          Müslüman ülkelerde kan gövdeyi götürüyor, ölen de öldüren de Müslüman, kazanan savaş taciri ülkeler.
-          Kaybedilen  insanlık,  kaybedilen güzellikten yana her şey,
-          3 ayları;  Ramazanı, Recebi, Şabanı hikaye
-          Dilimizde Müslümanlık, dilimizde Allah cc
-          5 vakit namazı kılıp, selamı verip,  öldürmeye, kardeş kanı dökmeye koşuyor Müslümanlar “allahu ekber” nidalarıyla.
-          Kulluk sadece Allah’adır. (bakın etrafınıza kulluk kime, neye? Allah (c.c.) birçok kullardan sonra kaçıncı sırada; kulluk paraya, kulluk otoriteye, kulluk gösterişe vb vb)

-          Benim dinim bu değil, allahu ekber diye bir kardeşin kalbini yiyen yaratıkların inandığı allahla,  benim Allah aynı mı?


Benim peygamberim Veda Hutbesi'nde;

-          … canlarınız, mallarınız, namusunuz mukaddestir diyor. Müslüman geçinen bunu sadece kendi canı, malı, namusu olarak mı anlıyor? (bakınız müslümanlara ve müslüman ülkelere gösteriş, şaşa, saatlik nikah peygamberimizin hangi buyruğunda var bunlar. Gayrimüslüm ülkelere bakın sonra hani şu cennete sokmadıklarımıza hangi ülkede fazla hırsızılık, yolsuzluk, aldatmaca...............)
-          …. birbirinizin boynunu vurmayınız. Vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın, olabilir ki …. daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.  Daha nasıl anlatılır barış içinde yaşayın mesajı…  (kana doymuyoruz ben Sunniyim sen de benim gibi olmak zorundasın diye bombalar yağdırıyoruz kafalarına insanların..... Allah'ın yerine geçip karar veriyor Sunni müslümanlar tek doğru benim diye.........)
-          … muhakkak ki şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Sevgili peygamberimiz topraklarının bugün Hıristiyan bir ülkenin buyruğu altında olduğunu görse bin kere daha ölürdü herhalde..
-          … müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir müslümana kardeşinin kanı da malı da helal olmaz. Ne kadar da net değil mi? Peygamberimizin vasiyetini hristiyanlar mı uyguluyor acaba diye düşünmeden edemiyorum. (Müslümanın müslümana yaptığını görmezken müslümanlara tek zulmü İsrail yapıyormuş gibi yansıtmak doğru mu?)
-          .. hepiniz Adem’in çocuklarısınız, … Arabın arap olmayana, arap olmayanın da arap üzerine üstünüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Bütün dünyaya siz kardeşsiniz ve eşitsiniz diyor kaç yüzyıl önce, kaç arpa boyu yol gitmişiz?
-          Haçlı seferi zihniyeti halen aktif uygulanıyor en kötüsü müslüman ve hıristiyan ülkelerin işbirliği ile diğer müslüman ülkelere haçlı akını devam ediyor. 
Canım acıyor.
Sevgiyle kalın

Harika aparat

Selam,

bu basit ama bi o kadar da kullanışlı aparat mutfağınızda yoksa bir an önce edinin derim. Çocuğunuz varsa hemen temin edin.  Suda haşlama kavramını da artık unutun ve yerine "buharda haşlama" yı getirin. Lezzetini fark edeceksiniz. Vitaminin suyla süzülmemesini yazmama gerek yok zaten.  Aparat herhangi bir tencerenizin içine yerleştirilir ve ne haşlayacaksanız içine konur, yaklaşık 1,5-2 su bardağı (su aparatın yüzeyine çıkmayacak şekilde) su ekleyin tencerenin kapağını kapatın, hepsi bu kadar. Bulaşık makinasında  veya manuel  yıkayabilirsiniz.
Güle güle kullanın.
Yazdıklarımı okuyunca kendimi shopping programındaymışım gibi hissettim, aparatın patenti bendeymiş gibi bir hava da sezdim sanki. Öyle bişey yok inanın. Huyum kurumasın beğendiğim, sevdiğim bi şeyler olunca isterim ki başkaları da haberdar olsun, alsın kullansın.



Sevgiyle kalın

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Japon kültürü mü?

Biliyor muydunuz?

Deprem ve tusunami sonrası felaketi yaşayan Japonya’da tek bir yağmalama olayı bile olmadı.  İnsanlar buldukları paraları, değerli eşyaları yetkililere teslim ettiler.
Felaketi yaşayan diğer ülkeleri düşünün.
Tablo ne kadar da tezat değil mi?
Yağmanın diz boyu olduğu ülkelerin inancında da hesap  verilecek bir güne inanç var, kul hakkı var, insana saygı söylemleri var, zenginlik de var fakirlik de var.
Japonya’nın farkı ne?
Acaba neden?
Sevgiyle kalın

Ablamdan fırında patates-tavuk

Merhaba,
Hafta sonu ablamdaydım.  Harika bir yemek tarifi vereceğim. Siz de deneyip aynı lezzeti yakalayabilirseniz dikkat edin parmaklarınızı yiyebilirsiniz.  Bu yemeği ablamda yiyip de beğenmeyen yok, galiba denemeyen  de yok,  ancaaaaaak henüz kimse ablamın lezzetini yakalayabilmiş değil. Ben bir gün parmaklarını bize götürüp o şekilde denemeyi düşünüyorum bakalım aynı lezzeti yakalayabilecek miyim?  Her zamanki gibi yine yedim yedim yedim, sonra da vay nefes alamıyorum, yok mideme kramp  giriyor, bir daha asla bu kadar yemeyeceğim gibi daha önce hiç sarf etmediğim şeyler söyleyip,  mızmızlık yaptım. Canım ablacım tüm nazımı sineye çekti her zamanki gibi.
Gelelim tarife:
Net bir oran veremeyeceğim, siz fotoğraflara bakıp üç aşağı beş yukarı ayarlayıverin.
Malzemeler:
Patates (4-5 adet orta boy)
Haşlanmış tavuk but (3-4 ad)
Soğan
Havuç (1 ad orta boy)
Zeytinyağ (sızma tercih)
Tuz
Haşladığınız tavuğun suyu yaklaşık 1- 1,5  su bardağı
Yapılışı:
Patatesleri elma dilimi şeklinde doğrayın, haşlanmış tavukları didikleyin, havucu soyup rendeleyin, soğanları doğrayın,  yağını ekleyin , tuzunu ekleyin ve bu karışımı bir güzel karıştırın.  Galiba püf nokta burası, elinizle karıştırın eldiven, spatula, mutfak araç gereçleri vs. kullanmadan. Sonra 200 °C  önceden ısıtılmış fırında pişirin. Pişme süresinde 2 kez (veya fırına göre de değişebilir üzeri yanmayacak şekilde) ablam patatesleri alt üst etti. Sıcakken servis yapınız. Afiyet olsun

Havucu fazla eklemeyin, patates ve tavuğun lezzetini bastırıyor.



Afiyet olsun

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Sufi'nin Hayat Rehberi

Merhaba,


Hz. Musa Allah’a yalvardı,
-      Allahım bana sürekli seni zikredebileceğim bir yol öğret
-      La ilahe illallah (senden başka ilah yok) de, diye buyurdu  Allah cc
-      Allahım bunu tüm kulların söylüyor, dedi Hz. Musa
-      La ilahe illallah de, dedi Allah cc tekrar
-      Evet, gerçekten senden başka ilah yok.  Ancak ben sadece bana özel bir dua veya ibadet şekli vermenizi diliyorum, dedi Hz. Musa.
-      Ey Musa! Göğün yedi katı ile yerin yedi katını bir araya getirip terazinin kefesine koysan, diğer kefeye “la ilahe illallah” ı koysan, la ilahe illallah ağır basacaktır, der Allah cc.

Bunu okuduğumda çok etkilenmiştim.
Kapitalist dünyanın çarkına bazen yüreğiniz dayanmaz olur, herşey üstünüze gelir, nefes dahi alamazsınız gibi olur, dünya dar gelir ya…

Sakin, sessiz, huzurlu bir el ararsınız tutmak için, işte o zaman bu kitabın elinden siz tutun derim.  Bitirince kitabın da sizin elinizden sımsıkı tuttuğunu hatta  yüreğinizi dinlendirdiğini hissedeceksiniz.

Ayrı ayrı bölümlerden oluşmuş, sıkılmadan okuyabileceğiniz ve huzur bulabileceğiniz harika bir kitap. Seveceğinizi umuyorum.
Sevgiyle kalın...

İçinizdeki Öküze Oha Deyin

Merhaba,

Bir kitap okuyordum ama öyle ağır geldi ki.. yarım da bırakmak istemedim. Ara verip beni dinlendirecek bir şeyler ararken  bu kitap gözüme ilişti. Fotoğrafı beğendim, köyüm aklıma geldi. Nasıl bişeymiş diye aldım ve iyi ki de almışım,  hem eğlendiren hem düşündüren  tasavvuf kategorisinde bir kitap.
Hep başarıya, kazanmaya, rekabete, hırsa, paraya odaklı günümüz insanı ile bi güzel dalga geçmiş. Öyle inceden inceye değil. Açık açık, dobra dobra.  
Sevdim bu kitabı. Kimse güçlüye dokunmaya cesaret edemez ya Bülent Akyürek değil dokunmak, gözünün içine baka baka yazmış.
Tabana kuvvet hayatı hep koşarak yaşayanlara, hele bir durakla, soluklan düşün…   diyen bir kitap. Hem gülecek hem düşüneceksiniz.
Kitabı okurken etrafımdaki insanları da yaftalamıştım. Tıpkı onu anlatıyor, bunu anlatıyor, şunu anlatıyor, aaaaaaa beni anlatıyor gibi… gibi.
Ayrıca yazarın hayatı da beni etkilemişti. Yanılmıyorsam talihsiz bir hastalık sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum oluyor ama öyle köşesine çekilmiyor. Yazmaya devam ediyor. İyi ki de yazıyor.
Sevgiyle kalın...

Erken Kaybedenler

Merhaba,



Erken Kaybedenler - Emrah Serbes


Çok mu yorgunsunuz?  Biraz kafayı dağıtmaya ne dersiniz? İşte tam size göre bir kitap.  . Yaşanan dramın ortasında sizi aynı zamanda güldüren diyaloglar. Dramın ortasındasınız ama gülmekten de kırılıyorsunuz gibi bir hava içine giriyorsunuz.   Aynı anda hem üzülüyor hem gülüyorsunuz. Garip bir hal ama öyle. Gülmek, düşünmek, üzülmek ….  Bu kadar tezat duygular aynı anda yaşanır mı canım demeyin. Yaşanabiliyormuş ben bu kitapla öğrendim.  Çocukların hayatından kareler, ayrı ayrı öyküler, onların bakış açıları, onların dünyası…. 
Bir nefeste bitireceksiniz.  
Kitabın kendisi ince ama sizde yarattığı etki büyük.
 Evet dram var ama negatif iyonları çekmiyor üzerinize,  gülüyorsunuz…  hem de kahkahalarla…
Anladım ki çocuklar travmayı yetişkinlere göre daha ustalıkla atlatıyorlar  Sevgiyle kalın....

23 Mayıs 2013 Perşembe

Enginar Dolması


       Merhaba,

       Enginar sevenler için değişik bir sunum. 
       Malzemeler:
4 ad enginar
Büyüklüğüne göre 6-8 ad asma yaprağı (damarlı olmasın önemli bir püf noktadır)
1 çay bardağı (kahveci  bardağı) pirinç
1 büyük soğan (soğan sevmiyorsanız orta büyüklükte)
Minik doğranmış havuç (1,5 çay bardağı gibi)
Maydanoz
Zeytinyağı  (mümkünse sızma)
Tuz,  limon
(ben malzemeyi bu şekilde hazırladım ancak siz damak zevkinize göre veya elinizin altında bulunan farklı sebzeler –bezelye, patates, 1 ad domates vb- yapabilirsiniz)
        Yapılışı:
Soğanları kavurun , havucu ekleyip azıcık kavurun, ardından pirinçleri, tuzu,  4-5 damla limon suyu ekleyin.  Kavurun altını kapattıktan sonra maydanozu ekleyin. Asma yaprağını aşağıda görüldüğü gibi serin ve enginarın içini hazırlanan karışımla doldurun. Enginarı kapatacak şekilde yaprakla sarın resimde görüldüğü gibi altına soğan ve havuç yerleştirdiğiniz tencereye dizin. Üzerine su ve zeytinyağı ekleyerek pişirin.
1-      Ben pirinçleri kavurarak koydum az su ekleyerek hafif pişirebilirsiniz  (dişe gelecek),
2-      Enginarın içine hazırlanan karışımdan fazla koymuşum. Pirinçler pişince enginarın lezzetini biraz bastırmıştı. Fotoğrafta görüldüğü gibi, benim kadar eklememenizi tavsiye ederim.

Afiyet olsun





Afiyet olsun

Fırın Sütlaç

            Merhaba,
            Uzun  denemeler sonucu artık bu ölçüde yapıyorum. Siz de damak lezzetinize göre ufak değişiklikler yapabilirsiniz. Özellikle süt sevmeyen çocuklar için annelere yapmalarını öneriyorum. Umuyorum güvenilir sütçünüz vardır veya taze süt kolaylıkla temin edebilin.
Malzemeler:
1 su bardağından yaklaşık 1 cm eksik pirinç
3 su bardağı su
1 su bardağı şeker
5,5 su bardağı süt
Yapılışı:
           3 su bardağı su ile pirinçleri haşlayın. Pirinçler pişdikten sonra yarım su bardağı pirinç ayırın. Sütü ekleyin ve blendırdan geçirin.  Bunu yapma nedenim;  nişasta kullanmıyorum  kıvamı sağlayabilmek  için pirinçleri parçalıyorum. Lezzeti daha güzel oluyor. Daha sonra ayırdığımız yarım bardak pirinci, şekeri ekleyelim ve süt kaynayana kadar yavaş yavaş karıştıralım. Pirinçleriniz kırık ise gerek yok ancak pilavlık pirinç kullandıysanız kaynadıktan sonra 6-7 saniye gibi tekrar blendırdan geçirin.
Fırına dayanıklı kaselere alın. Derin bir fırın kabına yerleştirin. Fırın kabına su ekleyin ve 200°C de üzeri kızarana kadar pişirin.
Üzerine çekilmiş fındık/tarçın ekleyerek servis yapın.

Pirinç ölçüm yukarıda görüldüğü gibi bir su bardağından birazcık az.

 Suyunu çekip pişen pirinten yarım su bardağı ayırdıktan sonra sütü ekleyip blendırdan geçiriyorum.
 Fırın kabınız derin olsun, su eklemeniz gerekiyor.

 Aşağıda gördüğünüz gibi fırından çıkmış sütlaçlar.


Afiyet olsun

21 Mayıs 2013 Salı

Balkonumda Çilek

Merhaba,
başlığa çileğin yolculuğu vb bişey yazayım dedim sonra vazgeçtim.




 Çilekleri yeğenlerim yedi. Yeni kızaranları da diğer yeğenlerime götüreceğim. Ben mi sadece 2 tane yiyebildim ve enfesti......
 Soğanlarım bu haldeydi şimdi yenilerini diktim.

 Yeni çimlenen maydanozlarım.
Nanelerim şimdi daha bir gürleşti. Fotoğrafları yaklaşık 1 hafta önce çekmiştim. Sevgiyle kalın

16 Mayıs 2013 Perşembe

SU

Selam,

Bugün petrol için yapılan savaş  çok kısa bir süre sonra su için yapılacak. Şu an petrol
ekseninde oluşturulan Büyük Ortadoğu Projesi’nin görmediğimiz arka planında suyun
olmadığını söyleyebilir misiniz? İsrail neden Golan Tepelerini işgal etti?
Türkiye,  Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ile kıyaslayınca su zengini bir ülke.
Avrupa  ve Kuzey Amerika ülkeleriyle kıyaslanınca maalesef su fakiri.
Kişi başına düşen 2000 metre küp su tüketimi ile Türkiye dünya ortalamasının altında olduğundan su fakiri bir ülkedir.
Türkiye  gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmek için kaynakları çok iyi korumalı, akılcı kullanmalı.
Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar kilometreküp.

Bu suların yüzde 97,5'u okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, yüzde 2,5'u ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunuyor.
Su varlığına göre ülkeler aşağıdaki şekilde sınıflandırılıyor;
Su fakiri: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1 000 metreküpten daha az.
Su azlığı: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2 000 metreküpten daha az.
Su zengini: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8 000- 10 000 metreküpten daha fazla.
Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1500 metreküp civarında.
 (Kaynak: DSİ verileri)

Benden Selam Söyle Anadolu'ya

   
                Merhaba,
Vatana, toprağa hasret bir ömür “Benden Selam Söyle Anadolu’ya”.  İletişimin bu kadar kolay olmadığı geçmiş yıllar geldi aklıma. Benden selam söyle anama/babama …  Selamı gönderenin de alanın da yüreğini sızlatan bir burukluk ama aynı zamanda “selam (haber) geldi … dan sevinci…”  Buram buram hasret….
Kitabı okuyalı birkaç ay oldu, üzerine birkaç kitap daha bitirdim ama bu kitabın etkisi üzerimden  uzun süre gitmeyecek gibi.   
Yaşanmış bir hayat hikayesi, okurken kitapla özdeşleştim.  Adeta nefesim kesildi.
Olayların içine öyle bir girdim ki  okumaya ara veremedim, ara verirsem;  göğüs göğse savaş devam edecek, salgın hastalıklar daha da artacak, insanlar açlıktan ölmeye devam edecek, annesini arayıp bulamayan feryat figan ağlayan çocuklar çığ gibi büyüyecek, …..   gibi bir endişeye kapıldım. Oysa  bir an önce bitirirsem; insanlar hatasını anlayacak, anneler çocuklarına sımsıkı sarılacak, arılar-böcekler-kuşlar tekrar ülkemin köylerinde yemyeşil verimli ovalarda uçuşacak, köylüler huzur içinde hasadına gidecekti… Ve sabaha karşı kitabı bitirdim.
Ama hiç de düşündüğüm gibi değildi. Savaşın korkunç yüzünü yaşıyorsunuz (tabi ben Allahıma şükürler olsun ki huzurlu, sağlıklı bir şekilde koltuğuma uzanmış halde….  sadece yazılanları yaşadığımı hissediyorum aslında. Umarım bu şükürle günaha girmiyorumdur.)  Savaşın dini olmadığını,  iki yüzlülüğünü, insanların nasıl kullanıldığını, nasıl canavarlaştığını, yüz üstü bırakıldığını, hayatın nasıl perişan edildiğini, gencecik umutların nasıl savrulup gittiğini vs. vs.  
Kendi halinde huzurlu, ailen ve kardeşlerinle,  bağ-bahçe  ile uğraşırken,  sevdiğinle evlenme hayalleri kurarken birden bire  kara bulutlar dolaşıyor üzerinizde. Herkes bir köşeye savruluyor, bağınız bahçeniz talan, yitip giden hayatlar, bir lokma ekmeğe muhtaç hale geliyorsunuz, korkunç bir durum.
Ölmek istiyorsunuz  ölemiyorsunuz,  ölmemelisiniz de, yaşamak zorundasınız, geride bırakamadıklarınız …..
Keşke kalemi güçlü biri olsaydım da yüreğimdekini aynı duygularla size aktarabilseydim.  Ben okurken adeta boğuldum,  bunu yaşayanların psikolojilerini düşünemiyorum.
Benden Selam Söyle Anadolu’ya mutlaka okuyun.
Amacı, adı her ne olursa olsun savaşın sonuçları aynı. Paramparça umutlar, yitip giden hayatlar, hayaller….
Bu kitapta bir paragraf var çok dikkatimi çekti. Tüylerimi diken diken etti, geri döndüm tekrar okudum,  geri döndüm tekrar okudum.  Bir insan/ inanan bir insan (neye, hangi dine inandığının hiçbir önemi yok) nasıl bir psikoloji içinde ki……  bunları yazabiliyor, bu nasıl bir isyan ki yeri göğü adeta arşı aşıyor.
 Sevgiyle kalın,  çünkü sevgi varsa huzur, mutluluk, saygı, yetinme, barış … güzel olan her şey vardır……   sevgiyle kalın.