Sayfalar

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Kara Lahana (pancar) Sarması

Slm,

bloguma pek zaman ayıramıyorum, paylaşamadığım tariflerim bayağı birikti.

Kara lahana sarması için ortalama bir ölçü vereceğim, göz kararı yapıyorum çünkü. Sizler damak lezzetinize göre malzemelerin ölçüsünü değiştirebilirsiniz.

Malzemeler:

Karalahana  yaprağı
Pirinç
Bulgur (pirinç ve bulgur oranını birebir yapıyorum)
Mısır (darı) yarması ince çekilmiş (pirinç+bulgur toplam ölçüsünün yarısı veya yarısından daha az)
soğan (bol)
sarımsak
iç yağ (3-4 diş sarmsak büyüklüğünde)
kekik (isteğe bağlı)
Zeytinyağ+tereyağ
Az salça (domates)
Kemikli et

Yapılış: Öncelikle mısır yarmasını  3-5 dakika kaynattıktan sonra tencerenin kapağını kapatarak fazla suyunu çekmesini sağlayın.
Soğanları bol tereyağ+zeytinyağında kavururken iç yağı+salçayı ekleyin ve biraz kavurduktan sonra  sarımsakları ekleyin. Bulgur+pirinç+önceden biraz pişirdiğiniz mısır yarması ile birlikte yaklaşık yarım su bardağı su ekleyerek suyunu çekene dek sürekli karıştırarak pişirin ve kekik ekleyerek harcı soğumaya bırakın.
2. aşama: bol sıcak suda pancarı haşlayın, burada net bir süre veremeyeceğim mevsimine göre fark eder çünkü. Pancarın yumuşama sürecini kontrol ediyorum, çok haşlanırsa pancar parçalanır ve saramazsınız buna dikkat edin. Haşladıktan sonra süzün ve soğuk suda bekletin. Soğuk su önemli, su ısınırsa suyunu değiştirin aksi halde pancar  pişmeye devam eder, parçalanır.
Ve sarmanızı sarın. Biraz zahmetli geliyor bana sarma işleri o nedenle yapınca fazla sarıp buzluğa da koyuyorum. Tencerenin altına az etli kemikleri yerleştirin ve üzerine sarmayı dizin. Zeytinyağ+bol tereyağ (unutmayın pancar tereyağı seviyor)+2 diş sarımsak büyüklüğünde iç yağ + sıcak suyu ekleyin, pişerken açılmaması için sarmanın üzerine tabak yerleştiriyorum. Kaynadıktan sonra altını kısıp 1 saatten fazla pişirdim (1 sa 20 dk idi yanılmıyorsam). Ayrıca ben sarmayı toprak kapta pişirmeyi tercih ediyorum. Ben yaptım  diye yazmıyorum enfes bişey çıkıyor ortaya. Masada bir varmış bir yokmuş oluyor anında. Afiyet olsun.


















Sevgiyle kalın...

Limonata

Slm,

yazın harika bir içecek, uzun zamandır bu tarif yapılacaklar listesinde idi. Mutlaka deneyin derim. Limon ve şeker ölçülerini damak lezzetinize göre değiştirebilirsiniz. Ayrıca bu tarife portakal veya mandalina da ekleyebilirsiniz. O şekilde de güzel oluyor ama fotoğraf çekmediğim için paylaşmıyorum.

Malzemeler:

3 adet limon
4 litre su (yarısı sıcak yarısı soğuk)
2 su bardağı şeker

Yapılışı: Limonların kabuğunu rendeleyin ancak beyaz kısmını almayın (limonatayı ekşi yapar), rendeledikten sonra limonların sıkın ve suyunu çıkarın.  2 lt sıcak suya limon kabuğu rendesi+limon suyu+şekeri ekleyin ve şeker eriyene dek karıştırın, soğuduktan sonra ince süzgeç veya tülbentle süzün. 2 lt soğuk suyu üzerine ekleyin ve karıştırın. Buzdolabında bekletin. Arzuya göre taze nane yaprağı da ekleyebilirsiniz. Resimlerde açık sarı görünüyor,  daha koyu sarı bir limonatanız olacak. Afiyet olsun.





Sevgiyle kalın...

Fırında Etli Bezelye

Slm,

arşivimde kayıtlı olup paylaşamadığım tariflerden biri daha. Ölçüleri not almamışım.

Bezelye
Kırmızı veya beyaz et
Orta boy 1 patates
Orta boy 1 havuç
1 orta boy soğan
2-3 dilim sarımsak
Tuz
Zeytinyağ
üzerine kaşar peyniri (1,5-2 su bardağı) ve beşamel sos
Beşamel sos:
2 dolu yemek kaşığı tereyağı,
2 su bardağı süt
1,5 yemek kaşığı un
tuz
karabiber
Muskat (çok az)
Un ve tereyağı kokusu çıkana dek kavurun, yavaş yavaş sütü ekleyin, tuz ve karabiberi ve muskatı ekleyerek kaynayana dek karıştırın. Muskat beşamel sosa çok yakışıyor ama çok az eklemek gerek, keskin çünkü.

Yapılışı: Önce eti hafif diri kalacak şekilde pişiriyoruz (kavuruyoruz demek daha doğru). Eti pişirdikten sonra soğanı doğrayıp soteliyoruz, üzerine listedeki tüm malzemeleri sırasıyla havuç, patates, bezelye ve diğer malzemeleri de ekliyor ve yüzüne çıkacak kadar sıcak su ekleyip pişiriyoruz. Yemeğimiz pişdikten sonra hazırladığımız besamel sosu üzerini kaplayacak şekilde döküp beşamel sosun üzerine rendelenmiş kaşar peynirini ekleyip üzeri kızarana dek fırınlıyoruz. Afiyet olsun

Not: Bezelye karışımını fırın kabında kalın olunca lezziz  olsada tabakta dağılıyor ve güzel görünmüyor, görsel + leziz olması için biraz daha ince yayın fırın kabına.

Üzerine beşamel sos + kaşar peyniri (1,5-2 su bardağı)
Beşamel sos için: unu kokusu çıkana kadar kavurun, tereyağı 3-4 dakika kavuran tereyağı ekledikten sonra yavaş yavaş yumurta sarısı ile iyice karıştırdığınız sütü ekleyin. Afiyet olsun








Sevgiyle kalın...

Huzursuzluk - Zülfü Livaneli

Slm,

Okudum, dünyanın tablosu sizi nasıl hissettiriyorsa benim için de öyle. Okuyunca mutlu olacağınız bir kitap değil. Gerçekler var burada dünyanın sırtını döndüğü, sömürü ruhuyla masumların öldüğü, öldürüldüğü....






Sevgiyle kalın...

Cumhuriyet öncesi Türkiye'deki Tablo

Prof.Dr.Cengiz Kuday'ın bir yazısından dikkatimi çekti...

Sevgili arkadaşımız Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarına ait bir takım rakamlar verdi. Bu günü anlamak Cumhuriyeti yargılamak ve değerlendirmek için başlangıçta nerede olduğumuzu görmemiz lazım. 1923 nüfus 13 milyon. 11 milyon kişi köyde yaşıyor. Toplam köy sayısı 40 bin. 30 bin köyde okul yok. 2 milyon kişi sıtma ve verem, 3 milyon kişi trahomlu, bebek ölüm oranı binde 480 yani yarı yarıya ölüyor. Tüm Türkiye’de Doktor sayısı 337. 60 eczacı (8’i Türk). Diş hekimi yok. Diplomalı hemşire 4 kişi. 40 bin köyde toplam 135 ebe, ortalama ömür 40 yaş, okuma yazma erkeklerde yüzde 7, kadınlarda binde 4. Okur yazarların çoğu subay. Gayrimüslim okul çağına giren 4 çocuktan 3’ü okula gitmiyor. Toplam okul sayısı 4894. İlkokul 72, ortaokul 23, lise Türkiye’nin tüm liselerinde kız öğrenci sayısı 230, öğretmenlerin üçte birinin öğretmenlik eğitimi yok. Tek üniversite var. İstanbul’da bir yılda yazılan kitap sayısı Paris’te bir günde yazılandan azdır. Bugün nüfus 77 milyon. 20-24 arası 6 milyon genç var. Okul çağı (6-18) 19 milyon genç var. Üniverstie mezunlarının sayısı nüfus içindeki payı            yüzde 12.

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/dusunenlerin-dusuncesi/14-mart-tip-bayrami-tarihcesi-2413036/

Müslüman nasıl düşünür? Taha Akyol



OKUYUCU mesajlarına sosyolojik anket gözüyle de bakıyorum. Toplumun değişik kesimleri nasıl düşünüyor?
Dünkü “İslam Âlemi” başlıklı yazım üzerine çok yorum ve mesaj aldım. İki değerli okurumun yazdıklarını ‘analiz’ etmek istiyorum.
Bir okurum şöyle diyordu:
“Mısır’da bir seçim oldu, Müslüman Kardeşler iktidara geldi. Mısır Türkiye gibi çağ atlayacaktı. Batı ikinci Türkiye olmasın diye Mısır baharını engelledi.”
Diğeri şöyle:
“İslam dünyasının sorunlarını emperyalistler üretiyor. Türkiye örneğinde olduğu gibi yönetim gerçek Müslümanlara geçince ülke hızla gelişip büyüyor...”
Şimdi analize geçelim.
MISIR VE TUNUS DERSLERİ
Evvela Müslüman Kardeşler’in iktisadi programının ne olduğunu, nasıl bir anayasa yazdıklarını, niye anayasa referandumuna halkın sadece yüzde 33’ünün katıldığını araştırmak gerekmez mi?
Kardeşler’in anayasası Mısır halkının üçte birinin yüzde 62’sinin oylarıyla kabul edilmişti!
Tunus’ta ise İslamcılarla laikler “caminin siyaset dışı olması” ve temel özgürlükler konusunda anlaştılar, ortak anayasa yaptılar. Başarılı oldular.
Batı niye Tunus’u sabote etmedi?
Üstelik Başkan Mursi’nin IMF’ten almak istediği 5 milyar doları darbeci Sisi’ye vererek destekleyen, Müslüman Suudiler ve Katar’dı.
Darbeye istikrar adına destek vermesi Batı için utançtır! Ama niye Mısır’ın başarısız, Tunus’un başarılı olduğunu da araştırmak gerekmiyor mu?
Sihirli kavram “uzlaşma kültürü”dür. Tunus’ta var, Mısır’da yoktu!
Özeti, kutuplaşma siyaseti kötüdür, kim yaparsa yapsın.
AVRUPA BİRLİĞİ POLİTİKASI
Böyle “Müslüman nasıl düşünür” sorusuna cevap ararken Mısır ve Tunus anayasalarını mukayese etmek de gerekir. Ama bu konu İslamcı yazarlarımızın ilgisini çekmedi.
Ben mi?... Dört yazı yazmıştım bu konuda.
Mısırlı İslamcılar mı, Tunuslu İslamcılar mı “gerçek Müslüman”dı?!
Hayır, sorun bu değildir; sorun siyasi, sosyal ve iktisadidir.
Bu noktada “Türkiye örneğinde olduğu gibi yönetim gerçek Müslümanlara geçince ülke hızla gelişip büyüyor!” görüşüne bakalım.
Başbakan Erdoğan Meclis’te okuduğu ‘2. Hükümet Programı’nda aynen şöyle diyordu:
“Avrupa Birliği hedefi ülkemizin demokrasi, temel hak ve özgürlükler, hukukun
üstünlüğü gibi konularda evrensel standartlara yaklaşmasına yardımcı olmaktadır.
Ayrıca, kurumsal yapılanmalar ve sektörel politikalar gibi pek çok konuda Türkiye’nin
önümüzdeki dönemde neler yapacağını da şekillendirecektir.” (31 Ağustos 2007)
İşte, iktidarın ilk iki dönemindeki gerçek başarının temelinde bu politika vardır.
Ülkeye giren 600 milyar doların yüzde 70’ten fazlası Batı’dan geldi; bu güvenle.
Bugün bu kavramları, bu politikaları duyuyor muyuz?
Artan sıkıntılarda bunun da rolü önemlidir.
ARAŞTIRMACI VE ANALİTİK
Batı’nın yanlışlarını görmek ve elbette eleştirmek, bizi Batı’yla ilişkilerden sağlayabileceğimiz siyasi, iktisadi ve hukuki gelişmeler konusunda körleştirmemelidir.
“Gerçek Müslüman”ın kim olduğunu Allah bilir.
Böyle bir kavramın nasıl kutuplaştırıcı olacağını da görmeliyiz.
80 milyonun bir kısmı “gerçek Müslüman” da öbür kısmı “yabancılaşmış zimmiler” mi?!
Değerli tarihçi Şükrü Hanioğlu’nun bu ayırımcı düşünceyi eleştiren yazısını okurlarıma tavsiye ederim. (Sabah, 9 Nisan)
Öte yandan, Müslümanlar tarihte, çağına göre bilim zihniyetini terk edince gerilediler. Hâlâ gerilerden geliyoruz. İsterseniz bilim, insani gelişme, hukuk, üretim indekslerine bir bakın.
Düzlüğe çıkmanın şartı araştırmacı ve analitik zihniyete sahip olmaktır.
“Nasıl düşünmeli?” deyince hepimiz için geçerli olan doğru cevap, “araştırmacı ve analitik düşünmeliyiz”dir
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/musluman-nasil-dusunur-40423529

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Azıcık mitoloji - Eris'in marifetleri

Slm,

bir programda duydum ve kimmiş bu Eris diye baktım. Sağolsun ekşi sözlük pek güzel anlatmış. Okuyunca halimiz ahvalimiz geldi aklıma, paylaşmadan yapamadım. Kim Eris, kim Ares, çocuklar kim  aklım karıştı.....

Paris'in başına bir sürü dert açan ve Truva Savaşı'nın başlamasına sebep olan nifak tohumu.
Yunan mitolojisinde karışıklık çıkarmak ve anlaşmazlık yaratmakla sorumlu Tanrıça. Svaş tanrısı Ares'in de kardeşi. (Tabi bu anlaşmazlığı çıkarıyo, kardeşe de mis gibi savaş ortamı doğuyo, anlaşmışlar aralarında)
Bu anlaşmazlık ve uyuşmazlık Tanrıçası'nın çocukları;
Ponos (ızdırap)
Argos (keder)
Limos (açlık)
Lethe (unutmak)


Zeus ve Hera’ nın kızı olan Eris(Diskordia) kavga ve uyumsuzluk tanrıçası olduğundan Olimpos’ ta pek sevilmez ve ziyafetlere çağırılmazdı. Her gittiği yerde muhakkak bir kargaşa çıkaran Eris, Zeus’ un düzenlediği Peleus ile Thetis’ in düğününe de çağırılmamıştı. Buna çok kızan Eris de düğünün zevkini kaçırmak için ziyafet sofrasının ortasına üzerinde “en güzel kadına aittir” yazılı olan bir elma atmıştı. Güzellik söz konusu olunca bu sıfatı kimseye kaptırmamak isteyen tanrıçalar, aralarında münakaşa etmeye başlamışlar, her tanrıça elmanın kendisine ait olduğunu iddia etmişti. Neticede Hera, Afrodit ve Athena diğerlerine baskın çıkmışlar, içlerinden hangisinin en güzel olduğuna karar verme işini de Zeus’ a bırakmışlardı. Fakat hiçbirini gücendirmek istemeyen Zeus, İda Dağı’nda babasının koyunlarını otlatan Paris adında bir çobanın(bazı kaynaklara göre Paris aynı zamanda bir prenstir de) olduğunu ve Paris’ in fevkalade zevkli bir genç olduğunu ve onun karar vermesi gerektiğini söylemişti. Onlar da bu tavsiye üzerine İda Dağı’na giderek Paris’i bulmuşlardı. Paris de elmayı, gördüğü en güzel kadına Afrodit’e vermişti. Bunun üzerine diğer iki tanrıça Paris’e dehşetli içerlemişler ve Truva(Troia-Troya) Savaşı’ nın çıkmasına yardım etmişlerdir.
Batı dillerinde Diskordia elması tabiri, herhangi bir kargaşaya sebep olan olayı anlatmak için kullanılmaktadır.

Sevgiyle kalın...







30 Mayıs 2017 Salı

26 Mayıs 2017 Cuma

380 milyar dolar - Taha Akyol

AMERİKA Başkanı Trump, Suudi Arabistan ziyaretinde toplamı 380 milyar doları bulan bir dizi anlaşmaya imza attı.
Seçim mücadelesinde sık sık duyduğumuz İslamofobik konuşmalarını ağzına almadı.

Amerika, İsrail, Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkeleri çok güçlü bir ittifak halindeler.

Öbür yanda Rusya, İran ve Suriye.

Trump ve Suudiler İran’a çattı, İran da Trump’ı “tehlikeli teröristlere silah vermekle” suçladı. Teröristler sözüyle Vahabi Suudileri kastettikleri açık.

Buna karşılık da Suudiler terörün kaynağının İran devrimi olduğunu, ondan önce DAİŞ falan gibi terör örgütlerinin olmadığını söyledi.


TEKNOLOJİ BİNDE 4
Bu tabloya nasıl bakmalıyız?

Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun siyonizm falan diye haykırmaya ne dersiniz?

Yahut “Ey Müslümanlar uyanın, sizi sömürüyorlar” diye seslenmeye...

Ben bu sloganların dışında şu gerçekleri görmeyi öneriyorum:

Dünya nüfusunun dörtte biri olan Müslümanlar,
- petrol hariç, dünya üretiminin sadece yüzde 5.6’sını yapıyor!
- Dünya teknoloji ihracatında Müslümanların payı binde 4’ten ibaret.
- Dünya petrol ihracatındaki payları ise yüzde 36’dır. Petrol gelirlerinin kabaca üçte birini silahlanmaya harcıyorlar. Kime karşı? Birbirlerine karşı.
- 114 yıldır verilen Nobel bilim ödüllerini, biri Aziz Sancar hocamız olmak üzere üç Müslüman bilim adamı kazandı. Bu ödülü kazanan Yahudi sayısı 100’ü aşkın.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/380-milyar-dolar-40468734

Sevgiyle kalın..

10 Mayıs 2017 Çarşamba

Geleceğe geri dönenler ülkesi - Aslı Aydıntaşbaş



Çok şey oluyor ama aslında hiçbir şey olmuyor. Böyle tuhaf bir dönemdeyiz... Hayatlarımız allak bullak oluyor; siyaset sağlı-sollu nefret kusuyor; çatışma ve kutuplaşma toplumu tanımlar hale geliyor; memlekette bir asır sonra rejim değişiyor.
Fakat aslına bakarsanız, fazla da değişen bir şey yok...
İki ay önce de otoriter bir ülkede yaşıyorduk, bugün de öyle. Referandum sonrası Türkiye ne bir tık daha baskıcı, ne de bir tık daha yaşanabilir oldu. 25 yıl önce de Türkiye’de siyasi tutuklular vardı; bugün de var. Kürt meselesi vardı, bugün de var. Ekonomide “yapısal sorunlar” denilen reformları yapmamak için cambazlık yapılıyordu; bugünkü tablo da farklı değil.
Allah aşkına, yargı bu ülkede ne zaman bağımsız olmuştu da şimdi kaybettiğimiz bağımsız yargıya ağlıyoruz? Ergenekon davasında hukuksuzluklara itiraz eden, Balyoz’da muhalefet şerhi koyan tek tük hâkim anında sepetlenmedi mi? Bu ülkede bağımsız, özgürlükçü karar veren üç beş savcı her dönem topun ağzında olmadı mı?
90’lı yılların gazetelerine bakmak çok eğlenceli. Eşzamanlı olarak Türkiye’nin ne kadar değiştiğini ve ne kadar yerinde saydığını görüyorsunuz. Geçenlerde eski gazeteleri bulup Tansu Çiller-Mesut Yılmaz kavgalarına göz gezdirdim. Aynı polemikçi dil ve kısır siyaset, bugün de var. Ankara o zaman da Türkiye’nin gerisinde, memleketi aşağı çeken bir yerdi, bugün de öyle. 10 yıl önce insanlar CHP’de Deniz Baykal sultasından şikâyet ediyorlardı; şimdi aynı CHP’de başka bir lider kongre konusunda direniyor.
Aynı savcılar, aynı zihni-sinir iddianameler, aynı ‘devlet aklı’ devrede...
90’lı yılların gazetelerinde en önemli konu “düşünce özgürlüğü.” Bir yandan terör, diğer yandan terörle mücadelede lafı, cümleyi, kitabı hedef almak dışında bir akıl geliştiremeyen bir devlet. En önemli tartışma, düşünce özgürlüğünün önündeki kanunları kaldırmak ya da kaldırmamak. “Efendim şunu değiştirirseniz teröre yarar” diye arkaik kanunları savunan yaşlı adamlar var. Aynı bugün olduğu gibi.
Diyeceğim, aradan yıllar geçmiş, dünya yıkılmış ve yeniden kurulmuş, telefonlar bile değişmiş, bizler bir arpa boyu yol gidememişiz.
Geçenlerde Brezilyalı bir ekonomistle sohbet etme fırsatım oldu. Ülkesindeki yapısal sorunlardan, yolsuzluktan, yoksulluktan, ekonomiden söz ederken, “Sanki buradan konuşuyor” diye düşündüm. Ekonomist, “Ben kendimi bildim bileli Brezilya’nın büyük potansiyelinden söz edilir. Hep ‘geleceğin ülkesi’ derler. Ama nasılsa bu geleceğin geldiği de yok” dedi.
Tanıdık gelmiyor mu? Feci.
Bu durum, yani aslında az gidip, uz gidip hiçbir yere gelememiş olduğumuz gerçeği, adeta bizim kuşağın laneti gibi.
Ama kaderimiz değil.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/735322/Gelecege_geri_donenler_ulkesi.html 

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Giresun - Saffet Emre Tonguç'tan

Slm,

Saffet Emre Tonguç bir rehber ama öyle bildiğiniz gibi değil. Çoooook ötesi,  Face veya instagramdan takip etmenizi şiddetle öneririm size çooook şey katacak. Galiba instagramı daha sık kullanıyor. 7 bölgeden 27 il tanıtımı kapsamında Giresun'u yazmış. Yeni fark ettim, profesyonel bir rehberden bu güzel bilgileri  paylaşayım istedim.





















Sevgiyle kalın...

25 Nisan 2017 Salı

Galdirik/Kaldirik Kızartması (Yöresel)

Slm,

evet galdirik  nedir diye düşünüyorsunuz. Bizde "Galdirik" denir internette "Kaldirik" diye bilindiğini de okudum. İstanbul'da Belgrad Ormanı'nda bol bol var. Ancak belirteyim ki İstanbul'da topladıklarımız kesinlikle memleketteki gibi leziz olmadı. Havasından, suyundan  bilmiyorum neden. Giresun,  Ordu, Trabzon'da  Nisan - Mayıs aylarında fındık bahçelerinde kendiliğinden yetişiyor. Toplaması biraz zahmetli gelse de hem toplaması hem  yemesi güzel. Çiçekleri yeniyor mu diye kardeşime sordum, bilmiyormuş "hele sen bi ye ölürsen yenmemesi gerektiğini anlarız" dedi.  Küçükken bunu yediğimi hiç hatırlamıyorum. Keşfedeli daha birkaç yıl oluyor o da yılda bir kez yiyebiliyoruz. Turşusu da güzel oluyor. Pirinçlisini ben hiç yemedim ama o da güzel oluyormuş.  Bu yıl sabahın köründe kalkıp bizzat toplamaya gittik, çok da güzel oldu. Mis gibi orman havası aldık, kuş cıvıltıları eşliğinde mest olduk.


Malzemeler:
1 kg civarı galdirik sapı (körpeleri yaprakları ile birlikte)
1 yumurta/tercihen soğanlı veya sade
Mısır unu (2 avuç civarı)
tereyağ+sıvıyağ
tuz

Yapılışı: Önce yapraklarını koparıp temizlediğimiz bitkinin saplarını 1,5 cm civarı  kesiyoruz. Genç yaprakları koparmayın ayrıca yaprakların tamamını koparmayabilirsiniz tercihinize bağlı. Doğrayıp hazırladığınız galdirikleri tuzlu sıcak suda pişene dek haşlıyoruz (eziliyor ise tamamdır). Süzdükten sonra sıkıp suyunu çıkarıyoruz. Bir tepside sıvıyağı kızdırıp mısır unu ile unlayıp harmanladığımız galdirikleri diziyoruz. Üstünü kızartmak için çevirdiğinizde terayağını ekledikten sonra kızarana dek pişiriyor ve yumurtayı iyice çırptıktan sonra üzerinde gezdiriyoruz (veya ucunu minik delin ve üzerine yayın). Yumurta pişdikten sonra servise hazır. Yumurtalıyı kahvaltıda tercih ediyoruz. Yumurta yerine soğan da ekleyebileceğiniz gibi sade de yiyebilirsiniz. Sıcak tüketiniz afiyet olsun.







Afiyet olsun
Sevgiyle kalın...