Merhaba,
Harika bir tatlı tarifi vereceğim size. Uzuuun zamandır resimleri elimde ama arkadaşımdan tarifini alıp yayınlayamadım.
Bayatlayan ekmeklerinizi sakın ha çöpe atmayın. Büyüklerimizden duyardık evin bereketini çöpe atmayın, evinizin bereketi kaçar derlerdi.
Daha önce de size bayat ekmeklerinizi değerlendirebileceğiniz bir tarif vermiştim. http://aynurunaynasi.blogspot.com/2013/09/bayat-ekmek-pizzas-kahvaltlk.html
Bu da ikinci tarif. Mutlaka deneyin, çok güzel lezzet ortaya çıkıyor.
Pandispanya malzemesi:
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı bayat ekmek incecik çekilmiş (veya galeta unu)
kabartma tozu 1 paket
vanilya
yumurta, sıvıyağ ve şekeri köpürene dek iyice çırpın. Daha sonra yukarıdaki tüm malzemeleri karıştırarak tekrar çırpın ve 180 derecede pişirin.
Şerbet:
1,5 su bardağı şeker
2 su bardağı su
5 dakika kaynatın.
Şerbet ve pandispanya arasında ters orantı var, biri sıcak diğeri soğuk olacak.
Üzerine:
Şerbetini iyice çekip soğuyunca üzerini istediğiniz gibi süsleyebilirsiniz.
a) Bol Hindistan cevizi ile üzerini kaplayın ve ince çekilmiş fındık/ceviz ekleyin
b) Çikolatalı sos dökebilirsiniz üzerine fındık,fıstık,ceviz vb.
c) Arkadaşımın yaptığı gibi kremalı yapabilirsiniz. Bunun için;
1 lt süt
1 su bardağı şeker
1 su bardağı nişasta
bu ölçüler orijinal tarifte var siz şeker oranını damak zevkinize göre azaltabilirsiniz.
kremayı soğuduktan sonra pandispanyanın üzerine dökün, kremanın üzerine ise krem şantiyi ekleyin ve fındık/fıstık/ceviz (ince çekilmiş) ekleyin. Krem şantiyi üzerindeki tarife göre hazırlayın.
Şeker oranını artırıp azaltabilirsiniz veya farklı bir sos da deneyebilirsiniz.
Afiyet olsun Sevgiyle kalın.
11 Kasım 2013 Pazartesi
Beğendiklerim
7 Kasım 2013 Perşembe
Duyan var mı?
TC halkının çok ciddi sorunları var. Evren kadar büyük ve ucu bucağı görünmeyen-görünmek istenmeyen, üstü örtülen, can yakan, utandıran sorunlar.
http://gundem.milliyet.com.tr/nazilli-de-cinsel-istismardan-10/gundem/detay/1788649/default.htm
ayrıca
http://haber.gazetevatan.com/hayirli-olsun/581576/4/yazarlar okuyun.
peki bu gerçeklerden haberdar mısınız? Aşağıdaki linke de tıklayın.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25069507.asp
Sevgiyle kalın.
http://gundem.milliyet.com.tr/nazilli-de-cinsel-istismardan-10/gundem/detay/1788649/default.htm
ayrıca
http://haber.gazetevatan.com/hayirli-olsun/581576/4/yazarlar okuyun.
peki bu gerçeklerden haberdar mısınız? Aşağıdaki linke de tıklayın.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25069507.asp
Sevgiyle kalın.
6 Kasım 2013 Çarşamba
Bu Yazıyı Okumayın!!!
Merhaba,
Sadece bir site önereceğim başka bişey yazmayacağım, yazıyı okursanız yazmama gerek kalmadığını anlayacaksınız.
Sadece bir site önereceğim başka bişey yazmayacağım, yazıyı okursanız yazmama gerek kalmadığını anlayacaksınız.
Bunları biliyor musunuz?
- Türk
çocukları kitap okuma konusunda çoğu Afrika Ülkelerinin gerisinde kalmış
durumdadırJaponya’da toplumun % 14 ü,
- Amerika’da
% 12 si,
- İngiltere’de
ve Fransa’da %21i düzenli kitap okurken
- Türkiye
‘de yalnız 10.000 kişide 1 kişi düzenli kitap okuyor.
- Nüfusu
7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100 bin tirajla
basılırken,73 milyon nüfuslu Türkiye’de bu rakam 2-3 bin civarında
kalıyor.
- Türkiye’de 1 kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın;
- Norveçli 300, Amerikalı 210,
- İngiliz ve Japon 87 katını ayırıyor.
- Dünya ortalaması da Türklerin ayırdığı zamandan 3 kat fazla.
- Dünya’da
ki en iyi 500 üniversite sıralamasında Türkiye ‘de ki üniversiteler yine
en son sıralarda yer almaktadır.
- Kitap için 1 yılda ayrılan para (dolar)
- Norveçli 137,
- Alman 122,
- Belçika ve Avusturyalı 100 dolar,
- Güney
Koreli 39 dolar ayırıyor.
- Dünya ortalaması 1,3 dolar iken,
- Türkiye 0,45 dolar
- ABD ‘
de yılda 72 bin adet konusu farklı kitap basılırken (72 bin farklı model
gibi), Rusya’da 58 bin . Japonya’da 27 bin, Türkiye’de ise 7 bin kitap
basılıyor.
- İngiltere’de
ortalama bir gazete olan günlük The Sun gazetesi Türkiye’deki gazetelerin
toplam tirajı kadar satıyor. 57.411.000 İngiltere nüfusu.
- Dünyada
çocuklara özel günlerde kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180
ülke içerisinde 140. Sırada yer almaktadır.
- Türkiye’deki
kahvehane ve kütüphane sayılarının kıyaslaması şöyledir;
-Kütüphane
sayısı: 1.412
-Kahvehane
sayısı: 570.000
-Buna
göre 49.000 kişiye bir kütüphane düşerken, 122 kişiye bir kahvehane
düşmektedir.
- Japonya’nın
%14 ü sürekli kitap okumaktadır. ABD nin %12 si , Almanya’nın %11 i,
İngiltere’nin %11 i , Türkiye’nin %0.01 i kitap okumaktadır.
- Türk
halkı kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat ayırıyor. Türkiye kitap okuma
konusunda çoğu Afrika ülkesinin gerisinde kalmış durumda.
- Dünya
kitap okuma ortalaması Türkiye nin kitap okuma ortalamasından 3 kat fazla
- Türkiye’de
100 kişiden sadece 4 kişi kitap okuyor.
- Japonya’da
yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor (nüfus 128.000.000). Türkiye’de
sadece 23 milyon kitap basılıyor.
- Türkiye,
Birleşmiş milletler insani gelişim raporunda Malezya, Libya ve Nijerya
gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86. Sıradadır.
- Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25, Fransa’da 7, Türkiye’de ise yılda 12 bin 89 kişiye bir kitap düşüyor.
- Çocuklara kitap hediye edildiği zaman çocukların okuma becerisi gelişir, okumak alışkanlığa dönüşür ve beraberinde alışkanlık sorumluluğu geliştirir bilinç büyümesi başlar. Kapasite gelişimi fiziksel gelişim gibidir. Kapasite farkındalığı yaratır sonra düşünce üretimi başlar. Üretilen her yararlı düşünce topluma doktor, öğretmen, bilim insanı vs.. olarak geri döner.
- Bu siteye bi göz atın http://www.ozetkitap.com/ . Bayılacaksınız
- Emeği geçen herkese tsk.
- Sevgiyle kalın
4 Kasım 2013 Pazartesi
Hz. Mevlana;
..Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur,
Sabır
taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur...
Aklın
şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur,
öyle
garip bir dünya.
Olmaz
dediğin ne varsa hepsi olur...
Düşmem
dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın.
…
Kırmızı biber ve soğan dolması
Merhaba,
bu tarifi göndermekte geç kaldım, bitti kırmızı biberler. Dondurucuya kahvaltılık da yaptım ama onun tarifini de yoğunluğum nedeniyle paylaşamadım. Şu an dolmaya öncelik verdim. kırmızı biberi severim ve değişik tariflerini de denemeye çalışırım. Biber dolması bi harika oluyor. Aşağıda size tarifini yazacağım (aslında resimlerden de anlaşılıyor ama hadi yazıvereyim). Dolmaya başlarken niyet kırmızı biberdi ancak içim arttı ve soğan dolmasıyla değerlendirdim. Soğan dolması içi için ayrıca bir tarif, spesifik bir malzeme var mıdır bilemiyorum, bakmak gerek. Burada niyet tamamen artın iç harcı değerlendirmek, ama hem biber hem soğan dolmam güzeldi (benimki de iş.... hem yap hem vay beğendim, offf ellerime sağlık de....) Deneyin, güzel bir lezzet ortaya çıkıyor.
Malzemeler:
12 - 13 ad küçük (dolmalık) kırmızı biber
6 çorba kaşığı pirinç
3 çorba kaşığı bulgur
2 orta boy soğan
1/2 maydanoz
1 çay kaşığı karabiber
1 çorba kaşığı şeker
Sızma zeytinyağı
1 çorba kaşığı domates salçası
2 diş sarmsak
Tuz
aşağıdaki listeyi dikkate almayın. Arşiv amaçlı kendim için yayınladım, minik birkaç değişiklik var, güncel hali yukarıdaki liste.
Yapılışı: İnce ince soğanları doğrayın. Sarmsakları ve maydanozları da ince ince doğradıktan sonra hepsini karıştırın, biberleri güzelce temizleyin ve içini yarı yarıya gibi doldurun(fazla koymayın aksi halde harç biberin lezzetini bastırıyor). Ne kadar su koyduğumu yazmamışım ama suyunu fazla koymayın lezzetini alır. Altını kısın ve pirinçler pişince kapatın. Biberin kabuğunu piştikten sonra serviste kolayca soyabilirsiniz.
.
Artan içlerimi soğanla değerlendirdim. Güzel bir lezzet oldu. Bi ara sadece soğan dolması yapıp sizlerle paylaşacağım.
bu tarifi göndermekte geç kaldım, bitti kırmızı biberler. Dondurucuya kahvaltılık da yaptım ama onun tarifini de yoğunluğum nedeniyle paylaşamadım. Şu an dolmaya öncelik verdim. kırmızı biberi severim ve değişik tariflerini de denemeye çalışırım. Biber dolması bi harika oluyor. Aşağıda size tarifini yazacağım (aslında resimlerden de anlaşılıyor ama hadi yazıvereyim). Dolmaya başlarken niyet kırmızı biberdi ancak içim arttı ve soğan dolmasıyla değerlendirdim. Soğan dolması içi için ayrıca bir tarif, spesifik bir malzeme var mıdır bilemiyorum, bakmak gerek. Burada niyet tamamen artın iç harcı değerlendirmek, ama hem biber hem soğan dolmam güzeldi (benimki de iş.... hem yap hem vay beğendim, offf ellerime sağlık de....) Deneyin, güzel bir lezzet ortaya çıkıyor.
Malzemeler:
12 - 13 ad küçük (dolmalık) kırmızı biber
6 çorba kaşığı pirinç
3 çorba kaşığı bulgur
2 orta boy soğan
1/2 maydanoz
1 çay kaşığı karabiber
1 çorba kaşığı şeker
Sızma zeytinyağı
1 çorba kaşığı domates salçası
2 diş sarmsak
Tuz
aşağıdaki listeyi dikkate almayın. Arşiv amaçlı kendim için yayınladım, minik birkaç değişiklik var, güncel hali yukarıdaki liste.
Yapılışı: İnce ince soğanları doğrayın. Sarmsakları ve maydanozları da ince ince doğradıktan sonra hepsini karıştırın, biberleri güzelce temizleyin ve içini yarı yarıya gibi doldurun(fazla koymayın aksi halde harç biberin lezzetini bastırıyor). Ne kadar su koyduğumu yazmamışım ama suyunu fazla koymayın lezzetini alır. Altını kısın ve pirinçler pişince kapatın. Biberin kabuğunu piştikten sonra serviste kolayca soyabilirsiniz.
.
Artan içlerimi soğanla değerlendirdim. Güzel bir lezzet oldu. Bi ara sadece soğan dolması yapıp sizlerle paylaşacağım.
benim servis tabağım.
Afiyet olsun. Sevgiyle kalın.
TÜYAP Kitap Fuarı başladı.
2013
TÜYAP Kitap Fuarı başladı.
Hafta içi
10.00-19.00 saatleri arasında,
Hafta sonu 10.00-20.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek
Kapanış: 10 Kasım 2013 Pazar 19.00’da.
31 Ekim 2013 Perşembe
Ay-Yıldız'ın anlamı (başka bişey mi yazsaydım?)
Konuyla ilgisi yok ama yazmadan geçemeyeceğim.(Bayramdı seyrandı derken bayağı bi evde kaldım. Ay yıldızın anlamanı da sabah/hafta sonu programlarından birinde izledim)
Bazen diyorum ev hanımı mı olsaydım; o kadar güzel programlar var ki hangi birini izleyeceğini şaşırıyor insan.
Her kanalda birbirinden değerli profesörler cirit atıyor ( üniversite hastanelerinde uzmana muayene olmak imkansız iken tvde yüzüne bakılmaz billahi) , hem de her gün. Sağlıklı beslenme, bebek bakımı, bilmem kaç yaş çocuk psikolojisi, erkek psikolojisi, kadın psikolojisi, anne psikolojisi, yemek tarifi, dikiş-nakış vb.. vb.. Bu kadar harika programlar varken insanların çok basit konulardaki cehaleti beni şaşırtıyor.
Evde olup da (mazeretsiz) çocuğunun eline birkaç TL sıkıştırarak okul kantininden poğaça aldıran anneleri “en beceriksiz hatun” ilan ediyor ve kınıyorum.
Tabiki istisnalar var ama hatunlar en fazla nasıl giyinilir, kuşanılır, bu yılın modası vb konularıyla ilgililer galiba.
Bazen diyorum ev hanımı mı olsaydım; o kadar güzel programlar var ki hangi birini izleyeceğini şaşırıyor insan.
Her kanalda birbirinden değerli profesörler cirit atıyor ( üniversite hastanelerinde uzmana muayene olmak imkansız iken tvde yüzüne bakılmaz billahi) , hem de her gün. Sağlıklı beslenme, bebek bakımı, bilmem kaç yaş çocuk psikolojisi, erkek psikolojisi, kadın psikolojisi, anne psikolojisi, yemek tarifi, dikiş-nakış vb.. vb.. Bu kadar harika programlar varken insanların çok basit konulardaki cehaleti beni şaşırtıyor.
Evde olup da (mazeretsiz) çocuğunun eline birkaç TL sıkıştırarak okul kantininden poğaça aldıran anneleri “en beceriksiz hatun” ilan ediyor ve kınıyorum.
Tabiki istisnalar var ama hatunlar en fazla nasıl giyinilir, kuşanılır, bu yılın modası vb konularıyla ilgililer galiba.
Alımlı boş kadınlar, entelektüel görünen boş erkeklerle sarıldık. Bir kanalda “vergi” nedir diye halka
sordular. Cevaplar (daha doğrusu saçmalıklar) ağzımı açık bıraktı; bi endamlara
bi cevaplara baktım oturup “vay Türkiye’min başına gelenler” diye bağıra bağıra
ağlayasım geldi. Bi açıdan da sevindim verginin ne olduğunu bilmeyen ama bi
dünya vergi ödeyen vatandaş “en mutlu vatandaş”, daha fazla vergi alsın devlet
baba ve daha çok hizmet yapsın (inşallah) dedim kendi kendime(gördüğünüz gibi evde
kalmak bana yaramıyor, sapıtıyorum).
Evde kalsam.....
Ama evde olup harbiden hakkını veren bi dünya kadın da yok
değil elbette.
Şimdi gelelim başlığın konusuna. Uzun
zamandır paylaşayım diyorum ama zamanım olmadı. Ay-yıldızlı bayrağımız her daim
gözümüzün önünde, başımızın üstünde. Anlamını biliyor musunuz? Minik ama çoook
önemli bilgi:
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı bayrağımızdan short, pantolon vb. yapılmamalıdır.
Başbakanımızın yurtdışında zemindeki bayrağımızı neden alıp, öpüp cebine
koyduğunun ne kadar manidar olduğunu anladınız
değil mi?
Bence AB bizi bu bayrakla ömür billah üye yapmaz.
(ayrıcalıklı –çifte standart- üyelik hariç).
Sevgiyle kalın…
30 Ekim 2013 Çarşamba
Halide Edip- İpek Çalışlar
Merhaba,
Uzun zamandır size kitap önerisinde bulunamadım. Özet kitaplara takıldım ve onları da paylaşmak istemedim ayrıca her okuduğumu da paylaşacak kadar beğenmiyorum.
Bazen pek normal olduğumu düşünmüyorum.
Okuduğum kitaplar en çok satanlar, en fazla reklamı yapılanlar olmaz.
İzleyip beğendiğim filmler de öyle.
Veya... Galeyana mı gelmiyorum acaba?
Son okuduğum ve mutlaka okumanızı tavsiye ettiğim bir biyografi.
Halide Edip Adıvar'ı İnkılap Tarihi kitaplarındaki birkaç cümlelik bahisten ve Sultan Ahmet Meydanı'nda yaptığı konuşma harici ne kadar tanıyoruz.
Eğitimi,
Kurtuluş Savaşı mücadelesi,
Ya mücadele sonrası,
Evliliği,
Pişmanlıkları,
Kırgınlıkları,
Üzüntüleri,
Biyografisine Sığmayan Kadın demiş İpek Çalışlar Halide Edip Adıvar için. Okuyunca harbi harbi öyle olduğunu görüyorsunuz.....
....
İpek Çalışlar'ın kalemi akıcı, sürükleyici, akşam olsa da devam etsem diyorsunuz. Bir solukta ve zevkle okuyacağınızı umuyorum.
Osmanlı ne kadar güçlü kadınlar yetiştirmiş, kitabı okurken düşündüm yeni Türkiye'nin başbakanı Halide Edip olsaydı ne muhteşem olurdu....,....
İpek Çalışlar'ın daha önce Latife Hanım'ı paylaşmıştım. http://aynurunaynasi.blogspot.com/2013/06/latife-hanm.html
Bir yazarın kaynaklar bölümü ne kadar kabarıksa o kadar güvenle okuyorum. Yazarın kaleminin güzelliği bütün cümlelerini sarmışsa o kitabı okumak bir zevktir. Önerim, bu biyografiyi okuyun.
Ekim 2013 Köy
Merhaba,
Kurban Bayramı 1 hafta, İstanbul'da kalmaya niyetli değildim ama memlekette ne kadar planım dahilindeydi bilmiyorum. Rüzgar memleketten esti yolum yine Karadeniz'e düştü. Ben elimden geldiği kadar enstantaneleri yakalamaya çalıştım, seyreyleyin.
yeni resimlerle güncelleyeceğim diğer makinadaki resimleri henüz aktaramadım. Şimdilik bu kadar
Gökkuşağı, harika bir görsel şölen.
Karadenizli'nin tarlası.
Tirebolu'da apar topar çektiğim kalenin resmi.
Şimdi bahçeden kahvaltı için topladım.
İştahınız kabarsın çok güzel görünüyorlar değil mi?
Giresun'lu olanlar bilir buna otluk deriz, belki de saplık demek daha uygun. Köyde herkesin tarlasında en az bir tane bulunur, anılarınızı yad edin diye ekledim.
Kivi Karadeniz'i sevdi. Minicik fidan kısa sürede aldı başını gitti. Bize fotoğraf çekmek düştü. Harika görünüyorlar. Alt resimde de mısırları görüyorsunuz, hasat zamanı.
Bizde çöten derler, Mısırları içine koyarsın, hem kurur hem de haşerat içine giremez.
Şu güzelliğe bakar mısınız? Allahım neler yaratıyorsun. Tabloluk bir manzara.
kestane topladım, dikenleri ellerime battı, hala çıkaramadım canım yanıyor. Çok güzel görünüyorlar değil mi, cilalanmış ahşap gibiler.
Yaz başı bahçenin her tarafında bu menekşeler boy gösterecek.
Şimdi hayal edin aşağıdaki fındık bahçesinde her yer bu menekşelerle dolup taşmış, adeta çiçekler hep bir ağızdan şarkı söyleyerek sizi karşılıyor. Yukarıda görüldüğü gibi şu an bu konsere hazırlık var. Aşağıdaki tabloda ise birileri yalnızlığı seçmiş, sessizliğin tadını çıkarıyor sanki, sükûnet içinde başını öne eğmiş kendini dinliyor.
Kurban Bayramı 1 hafta, İstanbul'da kalmaya niyetli değildim ama memlekette ne kadar planım dahilindeydi bilmiyorum. Rüzgar memleketten esti yolum yine Karadeniz'e düştü. Ben elimden geldiği kadar enstantaneleri yakalamaya çalıştım, seyreyleyin.
yeni resimlerle güncelleyeceğim diğer makinadaki resimleri henüz aktaramadım. Şimdilik bu kadar
Yolda 60 dakikada dört mevsimi yaşadım.
Aşağıdaki kare sizi aldatmasın, gece değil. Güpegündüz....Belki de öğle.. Simsiyah bulutlar gün içinde akşamı yaşattı. Bazen silecekler yağmurun hızına yetişemedi.Gökkuşağı, harika bir görsel şölen.
Karadenizli'nin tarlası.
Tirebolu'da apar topar çektiğim kalenin resmi.
Şimdi bahçeden kahvaltı için topladım.
İştahınız kabarsın çok güzel görünüyorlar değil mi?
Giresun'lu olanlar bilir buna otluk deriz, belki de saplık demek daha uygun. Köyde herkesin tarlasında en az bir tane bulunur, anılarınızı yad edin diye ekledim.
Kivi Karadeniz'i sevdi. Minicik fidan kısa sürede aldı başını gitti. Bize fotoğraf çekmek düştü. Harika görünüyorlar. Alt resimde de mısırları görüyorsunuz, hasat zamanı.
Bizde çöten derler, Mısırları içine koyarsın, hem kurur hem de haşerat içine giremez.
Şu güzelliğe bakar mısınız? Allahım neler yaratıyorsun. Tabloluk bir manzara.
kestane topladım, dikenleri ellerime battı, hala çıkaramadım canım yanıyor. Çok güzel görünüyorlar değil mi, cilalanmış ahşap gibiler.
Yaz başı bahçenin her tarafında bu menekşeler boy gösterecek.
Şimdi hayal edin aşağıdaki fındık bahçesinde her yer bu menekşelerle dolup taşmış, adeta çiçekler hep bir ağızdan şarkı söyleyerek sizi karşılıyor. Yukarıda görüldüğü gibi şu an bu konsere hazırlık var. Aşağıdaki tabloda ise birileri yalnızlığı seçmiş, sessizliğin tadını çıkarıyor sanki, sükûnet içinde başını öne eğmiş kendini dinliyor.
sevgiyle kalın
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















































