Sayfalar

23 Ocak 2014 Perşembe

Beyazıt Kulesi

Slm,

İstanbul'un gerdanını bulmaya karar verdim. Beyazıt kulesi ile aramaya başladım.

Beyazıt Kulesi, yangınları gözetlemek ve haber vermek amacıyla İstanbul'un Beyazıt semtinde 1749 yılında inşa edilen 85 metre yüksekliğinde kule.
Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir.
Başlangıçta ahşap olarak inşa edildi. 1756'daki Cibali yangınında,  1826'da yeniçeri ayaklanmasında tekrar yandı.
Kule üçünçü kez Sultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Senekerim Balyan'ın mimarlığı altında tekrar yapıldı.
Uzun süre geceleri farklı renklerde aydınlatılarak İstanbullulara ertesi günün hava tahminin duyurulması için kullanıldı.
Kulenin mavi renkte aydınlatılması ertesi gün havanın açık olacağını, yeşil yağmuru, sarı sisi ve kırmızı karı haber verir.
Bu uygulamaya 1995 yılında son verildi, 2010 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin girişimiyle tekrar başlandı.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Beyaz%C4%B1t_Kulesi alınmıştır. Bilgileri biraz özetledim.

 Merdivenleri çıkmak hiç de kolay olmadı (güya spor yapıyorum yine de zorlandım), hala ayaklarım ağrıyor.  Çıkmak ayrı, inmek ayrı bi zor geldi ama değiyor. İlk defa donanımlı bir fotoğraf makinam olmadığı için üzüldüm, ihtiyaçlar listesi kabarıyor. Şimdi size mevcut makinamla imkanlar ölçüsünde çektiğim harika kareler gönderiyorum  tadını çıkarın.
 Kulenin önü.


 Solda turkuvaz çatı İstanbul Hukuk sağdaki bina ise Siyasal Bilimler Fakültesi.  Dikkatli bakınca farkına vardım "halik metro köprüsünü" ilk kez gördüm.
 Ellerime sağlık, nasıl güzel çekmişim değil mi? Şehzade Camii enfes bi kare.


 Zeytinburnu'nda yapılan tarihi silüeti bozduğu gerekçesiyle bi ara gündeme gelen yapıyı görüyorsunuz.    Buraya onay veren yetkililere hatırı sayılır cezalar yağsa herkese örnek olur ama ...... Devletin malı, rant, siyaset; sen nelere kadirsin.

 Galata Kulesi ve Galata Köprüsü'ne bakış.
 Endamım. :))

 

 
Kulenin içten görünüşü.
Sevgiyle kalın.

21 Ocak 2014 Salı

Kıymalı erişte

Slm,

Daha önce evde yaptığım erişteyi sizlerle paylaşmıştım. http://aynurunaynasi.blogspot.com/2013/09/mor-havuclu-eriste-tarifi.html ve http://aynurunaynasi.blogspot.com/2013/09/havuclu-eriste-turuncu.html sizlerle paylaşmıştım.

http://www.blogger.com/blogger.g?blogID=1546367457167777984#editor/target=post;postID=8833345191540620237;onPublishedMenu=posts;onClosedMenu=posts;postNum=1;src=postname

Malzeme:

2 su bardağı erişte (mor ve turuncu karışık)
3,5  su bardağı su (su oranı erişteye göre değişiyor)
Tereyağ
Zeytinyağ (sızma)
Tuz
Rendelenmiş kaşar peyniri (yaklaşık 1 su bardağı)

Kıymalı iç:

Soğan
Domates
Yeşil biber
Kıyma
Acı pul biber

Kıymalı için malzemelerini sırayla kavuruyoruz.
Erişteyi yukarıdaki ölçülerle hazırlayın. Aşağıda gördüğünüz gibi kıymalı harç ortaya gelecek şekilde hazırlayın ve üzerine rendelediğiniz kaşar peynirini serpin. Yaklaşık 10 dakika (kaşar peyniri hafif kızaran dek) pişirdikten sonra tamamdır. Afiyet olsun
 Borcama alimünyum folyo serdim ama sonra pişman oldum ama iş işten geçti. Siz yapmayın. Toksik madde yayıyorlar.



Sevgiyle kalın.

Prof. Üstün DÖKMEN'den inciler


-
Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanabilecek hiçbir koz verme.

- İnsanlara d
oğru değer ver, hak etmeyenleri sil.

- Kimseye yalvarma.

- Asla dönüp arkana bakma.

- Sır tutmasını bil.

- Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı. Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgilini satma.

- Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.

- Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama.

- Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.

- Seni dinleyip anlamaya niyetli olmayanlarla tartışma.

- Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.

- Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme.

- Kendini öven insanlardan kaç.

- Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.

- Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.

- Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorsa onların öğütlerini gözardı etme.

- Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar.

- Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.

- Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.

- Kendini sev.

- Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.

- Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakarlık yapma.

- İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.

- Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.

- İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.

- Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.


Hayatın kıymetini bilmeniz dileğimle. Sevgiyle kalın

16 Ocak 2014 Perşembe

Mütevazi kızın şiiri

Ben bu mütevazi şiire  bayıldım. 
Günümüz koşullarında  mütevazi istekler, şaka değil. Okuyun kararınızı verin. Birileri güncellese de güncel halini de paylaşsak.  İpucu vereyim: doğum gününde uçak, nikah Mars'ta, öğle yemeği Mardin(aklımda yazılı), akşam Paris vb. Daha yazmıyorum, kimse ürkmesin diye, gerisini siz tamamlayın.
Son zamanlarda iyice zayıflayıp çöpe dönen endamı yerinde arkadaşıma da sevgiler.... :)

Bir yarim olsun esmer, yakışıklı,
Çok şey istemem, boyu 1.80 olsun.
Fazla zengin olmasın umrumda değil,
Yetir ki 50-60 milyarı olsun.

Mesleğe etikete hiç önem vermem,
İster mühendis, ister doktor olsun.
Düğünümde fazla görkem istemem,
Yeter ki nikahımız Hilton da olsun.

Balayımız küçücük bir tatil,
Paris te, Roma da, New-York ta olsun.
Yüz görümlüğü önemli değil,
Ne çıkar, birkaç taşlı pırlanta olsun.

İstedim ki olmuşken gönlümce olsun.
Nerede olursa olsun otururum ben,
Minicik, 3 katlı bir köşküm olsun.

Evimde erkeğimin sözü geçmeli,
Yeter ki benim de müsadem olsun.

Ev işlerimi kendim yaparım,
Bana yardım edecek birkaç hizmetçim olsun.

Yemek hazırlamak ayrı bir zevktir,
Pişirecek Bolulu bir aşçım olsun.
Midem büyük değildir, kuru ekmek yerim,
Yeter ki katığım siyah havyar olsun.

Seyahat etmek en büyük zevkim,
Yeter ki arabam Mercedes olsun.

Yaz tatilim sakin geçmeli,
Bunun için Side de bir yalım olsun.
Soğuk karlı kış günlerinde,
Uğrak yerimiz Uludağ olsun.

Yılbaşı gecesi tek eğlencemiz,
Maksim de İborotti konseri olsun.

Doğum günümü hatırlasın yeter,
Yeter ki hediyesi bir yakut olsun.

Yıldönümümüzü birlikte kutlayalım,
Bana hediyesi bir villa olsun.


Kocayalım onunla aynı yastıkta,
Yeter ki yastığımız atlastan olsun.

Çocuklarımı kendim büyütürüm,
Bakacak İtalyan bir dadımız olsun.

Bundan ibaret bütün isteğim.
Nice kısmetlerim çıktı da teptim.
Benim gibi bir alçakgönüllüyü alacak olan,
Sadece birazcık sabırlı olsun....

sevgiyle kalın

13 Ocak 2014 Pazartesi

Yılbaşımı açtıramadım

Bi ara kızdım, söksem, çöpe atsam... bi sürü abzurt çok pis planlar yaptım çiçek açmıyor diye ama beni utandırdı, böyle de çooooooooook güzeller. Maşallah demeyi unutmayın.


Gripsiniz veya değilsiniz, önemli değil bol bol limona devam.

Merhaba,
Yine geç kaldım. Uzmanlar der ki limonu sadece suyu değil kabuk ve posası ile birlikte tüketin. Ben nasıl yapıyorum size de hatırlatayım. Daha önce de http://aynurunaynasi.blogspot.com/2013/08/limonu-bol-bol-tuketelim.html sizlerle paylaşmıştım. Ama o zeytinyağı ile yaptığım bugünkü ise suda.
Öncelikle limonu güzelce yıkayın (sirkeli su veya exsirde bekletin) daha sonra aşağıda gördüğünüz gibi rondodan geçirin. Limon çok sulu olmadığı için (veya benim rondo nazlı) biraz kalın oluyor, yaklaşık 1/2 veya 1 çay bardağı su ekleyin ve tekrar iyice ezilene dek rondodan geçirin ve günlük su kabınızın içine karıştırın. Günde 2 tane tüketmeye çalışın. Limon suyuna göre lezzeti daha keskin olduğu için az az karıştırarak damak lezzetinize göre miktarını ayarlayın.


 Limonun çekirdeklerini çıkarmayın, onlar da bi güzel parçalanıyor.


Ve hazır, şifalar olsun.
Sevgiyle kalın.

Erişte

Slm,

Daha önce evde yaptığım erişteyi sizlerle paylaşmıştım. http://aynurunaynasi.blogspot.com/2013/09/mor-havuclu-eriste-tarifi.html ve http://aynurunaynasi.blogspot.com/2013/09/havuclu-eriste-turuncu.html sizlerle paylaşmıştım.

Malzeme:

2 su bardağı erişte (mor ve turuncu karışık)
3,5  su bardağı su (su oranı erişteye göre değişiyor)
Tereyağ
Zeytinyağ (sızma)
Tuz

Yapılışı: Tereyağ ve zeytiyağda turuncu havuçla yaptığım eriştenin 1/2 bardağını  rengi dönene dek kavurdum. Artak erişte + mor erişteyi de ekleyerek 30 saniye gibi kısa bir süre daha kavurdum ve sıcak suyunu ilave ettim. Ocağın en küçük gözünde ve kısık ateşe aldım.
Lezzeti çok güzel oluyor. Siz de değişik sebzeli erişteleri deneyin derim ama kendiniz yapın.
afiyet olsun
Sevgiyle kalın

Yılın Şeyleri......

 

 Slm,
 
 Hem düşündüm, hem güldüm. Sizlerle de paylaşayım dedim.
 
* Gezi’de penguen gösteren kanallar: Yılın kanalı!
* Geri çekilen PKK’liler: Yılın sanalı.
* ‘Camide içki içtiler’: Yılın yalanı.
* Örtülü Ödenek: Yılın talanı.
* Fatih Terim: Yılın elemanı.
* RTE: Yılın “el aman”ı
* Halkbank: Yılın bankası!
* RTE - Barzani: Yılın kankası.
* Akil adamlar: Yılın (kullan - at) maşası.
* Özel Bey: Yılın AK paşası.
* Kadına şiddet, kadın cinayetleri: Yılın illeti.
* “Değerli yalnızlık”: Yılın zilleti.
* Beleş makarna ve kömürcüler: Yılın milleti!
* “Paralel devlet”: Yılın devleti.
* AKP’li Burhan Kuzu’nun, “Bu yolsuzluklar yeni mi oldu” tweeti: Yılın gafı.
* RTE’ye göre Halkbank Genel Müdürü: Yılın safı.
* “Devlet içinde çeteler var”: Yılın lafı.
* Halkbank: Yılın KİT’i.
* “Sık bakalım, sık bakalım”: Yılın hit’i
* Eli sopalı, palalı AK milisler: Yılın it’i.
* Jöleli yalaka: Yılın yiğidi!
* Muharrem İnce: Yılın hatibi.
* ATA’nın, ANA’nın müdavimi kalemler: Yılın katibi.
* İlahiyatçı Hayrettin Karaman’ın “Bazı durumlarda yolsuzluklar görmezden gelinebilir” lafı: Yılın fetvası.
* Yurtsever askerlere darbeci damgası: Yılın iftirası.
* Ayakkabu kutusu: Yılın kutusu.
* Faiz lobisi: Yılın kötüsü.
* “İktidarımız döneminde 2.5 milyar ağaç diktik”: Yılın atışı.
* ABD ile Cemaat’in RTE’yi gözden çıkarması: Yılın satışı.
* Biber gazı: Yılın gazı.
* 11 yıldan sonra hâlâ aynı masallara inanan safdiller: Yılın kazı.
* Devletin Güneydoğu’daki hal-i pür melali: Yılın enkazı.
* Çocuğa şiddet ve çocuk tacizleri: (Maalesef bu yıl da) Yılın ayıbı.
* Hugo Chavez, Turgut Özakman ve Gezi’de yitirdiklerimiz: Yılın kayıbı.
* “Yeşiller geldi bey”: Yılın şifresi.
* “Yeşiller”in ayakkabı kutularındaki video görüntüleri: Yılın deşifresi.
* “Camide içki içildi” yalanına katılmayan müezzin Fuat Yıldırım: Yılın hocası.
* Milli eniştemiz Rıza Zarrab: Yılın kocası.
* Malum şahsın İsviçre’deki hesapları: Yılın fiskosu.
* Anayasa Uzlaşma Komisyonu: Yılın fiyaskosu.
* Yalçın Akdoğan’ın “Milli orduya kumpas kuruldu” lafı: Yılın itirafı.
* Cemaat - iktidar anlaşmazlığı: Yılın ihtilafı.
* Gezi isyanı: Yılın itirazı.
* Malumu ilana gerek yok: Yılın hırsızı.
* Hâlâ vatandaşın yüzüne utanmadan bakan’lar: Yılın arsızı.
* Simit: Yılın azığı.
* Simite gelen yüzde 40 zam: Yılın kazığı.
* Başbakan tarafından ikide bir ağlatılan Bülent Arınç: Yılın yazığı!
* Hac sonrası tesettüre giren AKP’li kadın milletvekilleri: Yılın hacısı.
* “RTE’nin g... nün kılıyım” diyen kadın: Yılın bacısı!
* Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Sincan’daki kahramanlar: Yılın acısı.
* Düğün dernek: Yılın filmi.
* Elazığ Müftülüğü’nün depreme karşı hatim indirmesi: Yılın ilmi!
* “Obama’nın sesini özledim”: Yılın özlemi.
* “Her yer yolsuzluk, her yer rüşvet”: Yılın gözlemi.
* “Hıırsııızzzz vaaaarrrr”: Yılın isyanı.
* Yüzde 50’nin hafızası: Yılın nisyanı.
* Gezi gençliği: Yılın gururu.
* Beşiktaş Çarşı: Yılın grubu.
* “Allah onların evlerine ateşler salsın, yuvaları yıkılsın”: Yılın bedduası.
* “N’olur bu bedduayı kabul et ya Rabbim”: Yılın duası.
* Fethiyespor: Yılın “yüce”si.
* Malum başsavcı: Yılın cücesi.
* Davulcu Vedat: Yılın eylemcisi.
* Egemen Bağış: Yılın eğlencesi.
* TOMA: Yılın aracı
* İhalelerden alınan “AK bağışlar!”: Yılın haracı.
* Çocuk gelinler: Yılların dramı.
* Duran adam: Yılın adamı.
* Hak, hukuk, adalet: Yılın paspası.
* Türk ordusuna tuzak: Yılın kumpası.
* Antikapitalist Müslüman İhsan Eliaçık: Yılın solcusu.
* RTE: Yılın yolcusu.
                                                  Melih Aşık

Sevgiyle kalın....

10 Ocak 2014 Cuma

Brokoli

Merhaba,

brokoli kışın vazgeçilmezlerinden. İster kahvaltıda sade olarak tüketin ister salatasını tüketin lezzeti de güzel bi o kadar da faydalı.

Malzemeler:

Brokoli
Sosu için: Sızma zeytinyağı, limon, acı pul biber, nar ekşisi (siz damak lezzetinize göre ekstra baharat ekleyebilirsiniz ezilmiş keten tohumu, zencefil, zerdeçal vb.)



 Daha önce size önermiş olduğum haşlama aparatında "buharda" haşlayın ki vitaminleri suya gitmesin.
 Sızma zeytinyağı, acı pul biber, limonla hazırlanan sosu üzerine gezdirin ve afiyetle yiyin. Sosa nar ekşisi de yakışıyor ben unutmuşum.
Afiyet olsun.

9 Ocak 2014 Perşembe

Köy Kasım 2013 - Ocak 2014

Merhaba,

canım bişey yazmak istemedi, enfes karelerden mahrum kalmayın dedim.
İyi seyirler.





















 

Ocak 2014








Mavinin harikulade güzelliğine bakar mısınız?
 Kamyonla toprak taşımaya doyamadığı için  çocuğa aman vermeyen bir delikanlı ve hayatında ilk kez toz-toprak içinde oynayan yiğenim.
 
Sevgiyle kalın.

Memur-Politikacı farkı

Memur;
Ay başında aristokrat, ay ortasında demokrat, ay sonu tepetaklak,
Politikacı;
Seçim zamanı demokrat, mecliste aristokrat, seçilemeyince tepetaklaktır.

Sevgiyle kalın...

Tek kişilik pike

 
 
Merhaba,
  
Pike diktim.
Çarşaf, yastık ve pike.
İyi, güzel günlerde kullanmanız dileklerimle.
 



Sevgiyle kalın.

Gençlere mektup

'Tanrım, bana yaşamımın sonuna kadar çalışacak iş ver.
Tanrım bu işleri yapacak kadar da ömür ver.'
(Betül Mardin 16 yaşında iken anı defterine yazdığı not.)

Gençlere Mektup
Sevgili Gençler,

Size öğüt vereceğime, yaşam hikayemin bir yerinden girip diğer ucundan çıkmaya karar verdim. Yaşam, zaten ders kitabı değil midir?

Çocukken dilsizdim. İnsan özürlü olunca bir yolunu bulup, onu kapatmaya çalışır. Karşısındakini de kandırdığını, durumsuzluğunu idare ettiğini sanır. Ancak, o zaafla ilgili soru sorulursa sakatlığını bütün açıklığı ile hatırlatır.

Dostlar öğrenmek isterlerdi, 'O yıllarla ilgili neler hatırlıyorsun, çok mu acı çektin? Diye. Sıkıntım yoktu, fakat etraftakilerin beni göstererek konuşmalarından bende bir eksiklik olduğunu anlıyordum.

Sonra kelimeler ağzımdan döküldü, konuştum.

Başlarda cümlelerin ortasında durup, yutkunup tekrar konuşmaya başlardım. Gene o özrümden dolayı algılama sorunum vardı. Arkadaşlar bir veya iki defada konuyu kavrıyorsa, ben yazıp çizip temize çekip, sabah erken kalkıp okursam ancak anlıyordum;

Ama ben öğrendiğim vakit arkadaşlara ders verecek duruma geliyordum. Dolayısı ile, araştırmak, derinine öğrenmek, bilgi edinmek bende bir emel oldu. Kelimeler aklımda kalmazsa, başka komik sözcüklerle kafiyelendirirdim. Bazen aksi anlamına gelen bir kelimeyle hatırlardım. Önemli satırların altını mutlaka çeşitli renklerde kalemlerle çizerdim.

Zaaflarıma kul köle olmamalıydım. Belki tüm yaşamımda bu doktrin ile başarılıydım diyemem ama, sanıyorum hiç olmazsa bu yolda çok çalıştım.

Sonra, bir gün büyükbabam bana bir 'iyi' bir 'kötü' ders verdi.

Devrin hem ileri gelen bir iş adamıydı, hem de çok önemli bir hukukçuydu. Ancak yemeklerinde arasıra siyasetçiler, şairler, yazarlar ve düşünürler bulunurdu. Konuşmalar fevkalade ilginç ve benim için öğreticiydi.

O gece, yemeğin ortasında, sohbet koyulaştığı bir anda, evin kahyası büyükbabama eğilip gizlice bir not iletti. O da etraftakilerden özür dileyip kalktı ve yandaki salona geçti. Çok geçmeden geri döndü ve nerede kalmıştık edasıyla oturdu. Konuklar merak etmişti, kötü bir haber miydi? 'Hayır' dedi büyükbabam, 'bizim postacımız, yılardır Büyükdere-Sarıyer hattında görev yapar. Erzurum'a tayini çıkmış, ricaya gelmiş, posta müdürüne söyleyeyim diye.'

Konuklar ve aslında küçük ben, merak etmiştik, sorun çözülebilir miydi? Ümit var mıydı? 'Yok canım yardım sözü verdim ama müdürü de aramaya hiç niyetim yok' dedi. O an gözümün önüne postacının sevinç ve umutla eve dönüşü geldi. Halbuki, 'rica' yerine hiçbir zaman ulaşmayacaktı, ona ve ailesine çoktan yol görünmüştü.

O anda ömür boyu sürecek bir yemin verdim: benim defterimde insanı oyalamak olmayacaktı. Bir iş yapılacaksa, o an takibe alınacak veya baştan olumsuz cevap verilecekti.
Oyalamak, yapıyormuş gibi görünmek aslında karşısındakini aldatmak, onu hafife almak değil miydi?

Bu olayda büyükbabam iyi bir not almamıştı ama verdiği diğer ders ile hayatımı düzene koydu.

Şöyle ki:
Gene bir akşam, yemekten sonra, kahveler yudumlanırken yaşamın güçlükleri, aşılması imkansız manialardan söz ediliyordu. Büyükbabam 'Her mania aslında kapalı bir kapı gibidir.

Olay, o kapıyı ağzına kadar değil, bir kırıntık açabilmektir' dedi.

'Derhal, ayakkabınızın ucunu o araya sokup bekleyin. Kapı bir süre sonra mutlaka açılacaktır.'

Konuşmanın üzerinden birkaç yıl geçti ve babam benim yatılı olarak devam ettiğim koleji bitirmeme yasak koydu. Kapı yüzüme kapatılmıştı.

Yukarıdaki düsturu uygulamak üzere bir pazarlığa oturdum. Uzun tartışmalar sonucunda, gündüzcü olmak üzere anlaştık. Daha bir çok şart vardı ama ayağımın ucu kapının aralığından girmişti.

Ertesi yıl üniversite yasak edilince tekrar aynı metoda başvurdum. 

Dört yıl süren 'biçki-dikiş, yemek-pasta, çocuk bakımı, ev idaresi' gibi kursları bitirdim. Tüm yaşamımda, kah tiyatro, sinema ve televizyonda çalışırken, kah turizm, ağırlama veya halkla ilişkilerde bu bilgi birikimimden yararlandım, çocuklarımı elden geldiğince doktorsuz büyüttüm. Kapı açılmıştı.

Derken, çalışmam bir meslek sahibi olmam yasaklandı. Ama artık dersimi biliyordum. İçimden bir enerji, önüne geçilmez bir güç yükseliyordu. Sanki çiçek açmış bir ağaç gibiydim. Kapının ardına kadar açılması yıllarımı aldı ama beklemek değdi diyorum.

Sevgili gençler, her şeyden önce amacınızı bilmeniz gerek. Güçlükleri aşmak, kapıları açmak hep o amaca varabilmek içindir.

Sevgilerimle,
Betül Mardin