Sayfalar

29 Nisan 2014 Salı

Edirne Nisan 2014

Serhad şehri Edirne'nin tarihi ile giriş yapmak isterdim. Osmanlı İmparatorluğu'na uzun yıllar başkentlik yapmış her yerinden tarih fışkıran bu şehir. Ama bu görevi size bırakıyorum. Fotoğrafları paylaşıyorum. 12 yılda çok şey değişmiş, iyi seyirler.
Edirne gezisine ciğerle başladık.



Biz 5 dk civarı sıra bekledik ki çok bekledik derken insanlar 1 saat ciğer kuyruğunda bekliyor, şaşırdık kaldık.


Karaağaç'a giderken.



Karaağaç rektörlük.

Çok beğendik, huzur bulduk.




Karaağaç Lozan Anıtı.










Beyazıt Külliyesi




















Dondurmalarımızı yedik, kahvemizi içtik ve döndük.

Adaletin bu mu dünya ...dedirtenler


İşten çıkarılan işçiler eylem yapıyor ve polis dağıtmak için biber gazı kullanıyor. İşçilerin sağa sola saldırdığı, camı çerçeveyi indirdiği yok, polise taşkınlığı da yok. Kovuldukları kurumun önünden ayrılmıyorlar suçları bu. Eylemcilere gözüm ilişti gazetede. Ne kadar da muhtaçtılar o işe, evine bir ekmek götürebilmek hepsinin derdi. İşini kaybetmek istemiyor, çoluğunu çocuğunu hayata bağlayacak tek gerçek o işi çünkü. 1-2 gün önce bu işçilerin eylemi ve biber gazı müdahalesini okudum gazetelerde ve aşağıdaki yazı dikkatimi çekti sonra. Paylaşmak istedim.
Her gün yaşadığımız gündelik olaylar, gücün, zenginliğin ve nüfuzun devlet ve kurumlar katına hep ayrıcalıklar olarak yansıdığını bize öğretti, zayıflar, yoksullar ve yoksunların adalet taleplerinin ise sürekli olarak gayrimeşrulukla sorgulandığı bir çaresizlik girdabında boğulmaya çalışıldı.

Sadece devletin ve kurumlarının toplumu “yasalar” bahsi ve vesilesiyle ezdiği bir süreçler bütününden bahsetmiyoruz. Aynı zamanda kurumların kendilerinin bütün bir mensupları açısından yaygın bir şiddet üretmesinden de bahsediyoruz.

İstisnasız bütün kurumlar masumiyet temelinde değil, “egemen karar”lar temelinde yönetiliyor. Halka karşı zehirli gazın ne zaman kullanılacağını yasalar ve masumiyet değil, egemenin kararları belirliyor.

 Ya da hukuk ve adaletin emanet edildiği adliyeler bahsini ele alalım. Bu kurumlar da bütün gündelik hayat alanları ile; kadro dağılımından tutun da araç-edevat dağıtımına, kaynakların kullanımından terfi ve tayinlere kadar her şey yasa ve masumiyet temelinde değil, “egemenin karar ve iradesi” ile belirleniyor ve böylece bütün mensuplarını bu şiddetin mağduruna dönüştürüyor.

Aynı durum Emniyet kurumu açısından da geçerli, ki halka karşı gaz kullanma yetkisi verilen polis memurunun kendisinin gazdan zehirlenip hayatını kaybetmesi de bu kurumun kendi mensuplarının dahi şiddetin aynı zamanda mağduruna dönüştüğünü gösteriyor.

İktidara terfi ederek kendilerince “yasal”laşan ama masumiyetten uzaklaşan haydutların eylemlerinin her gün yüzümüze çarpılan bu gerçeğini görmeyen bir demokrasi mücadelesi boş laftan ileri gidemez.

…Yoksulların ve güçsüzlerin adalet çığlığı devletin katlarında hiçbir biçimde karşılık bulamazken, aynı anda adalet bekleyenlerin masumiyet dışına itildiği bir mekanizma devreye giriyor……

Masumiyet ve isyan zannedildiğinin tersine daima yanyana oldu.
Çünkü iktidar beklentilerinin, güç ve zenginlik tutkularının işlemediği tek yer orasıdır ...                         
                                      Orhan Gazi Ertekin

Mete'nin ödevini pek beğendim, paylaşmak istedim.

Slm,
Yaşına başına bakmadan bu güzel yazıyı yazan yeğenimin tespitlerini  paylaşmak istedim.

SINAV VE ÖĞRENCİ-ÖĞRETMEN İLİŞKİSİ
        Sınavın amacı kendini denemekten daha çok bir şeyler öğrenmektir. Kendini denemek istiyorsan adı üstünde deneme sınavı olursun. Ama hocalar sınavlarda sadece bir test veriyor ve bunu bizden çözmemizi istiyor.Ama testi yaparken bildiklerimizi yapıyor,bilemediklerimizi boş bırakıyoruz.Ve sonra hocalar normal bir şeymiş gibi notları okuyup derse geçiyor.Peki ya boşlar? Onlar ne olacak? Bunları hiç düşünmüyorlar ve öğrenciler de uğraşmak istemiyor.
        Sonra sınav tarihleri var. Hocalar sınav tarihlerini,neredeyse yarısı değiştiriyor.Ve bunu yüzünden öğrenciler,aralarında sınav tarihi tartışması yapıyorlar.Sonra hocaya gidip tekrar soruyor ve bu da hocaya zahmet veriyor.Çünkü yazılı tarihleri cep telefonun takviminde oluyor.Ders saati gelince de her şey unutuluyor ve derse devam ediliyor.Oysa sınav yarın ve bunu öğrenciler bilmiyorlar.Ertesi gün öğrenciler itiraz ediyor.Ama her şey geçmiştir.Sınav olur ve kötü not alınır.Başka bir açıdan bakarsak sınav yarına alınıyor.Ama yarın da başka bir dersin yazılısı var.Yaptığın ders çalışma programını da alt üst oluyor.Kafan da allak bullak oluyor.Bir yazılıdan iyi alırken,diğerinden kötü alıyor.Çünkü ikisinden birine çalışmak zorunda.Her ikisine de çalışırsa belki kafası almaz.Ama öğrencilerin de hatası yok değil.Hem sorumluluklarını bilmiyorlar,hem de derse tekrar edip gelmiyorlar.Tekrar etseler en azından birkaç soru yapabilirler.
         Bir başka  konu ise öğretmen-öğrenci ilişkisi. Bu durumun da karneye etkisi yok değil. Çünkü ne kadar çalışkan olursan ol,karnen iyi gelmez.Hoca sözlü notu,ders içi performansı hepsini düşürür ve bunun karneye etkisi ağır olur.
         
          Ama sen iyi kalpli olursan ve derslerine az da olsa çalışırsan hoca, dürüst olduğun için puan verir. Çünkü derslere katılır,hocanı dinlersin ve sınıfını rahatsız etmezsin.Bence hem çalışkan olup hem de dürüst olursan bu senin için daha iyi olur.Seçilmiş sınıflara gidersin.Önce sınıf,sonra okul sonra da Türkiye birincisi olursun.Hem ailen hem de kendi iyiliğin için iyi yerlere gidersin.Ben bu yolu seçerim.Ama daha çok yolum var.Bu yüzden şimdiden sıkı çalışmaya başlamam lazım.
     NOT:Bence güzel yazdım.Bunlar bana da ders olsun.
ÖĞRENCİNİN;
ADI:METE
SOYADI:YILMAZ
SINIFI:7-K
NUMARASI:954

15 Nisan 2014 Salı

Tahinli kurabiye...

Size sağlıklı diyebileceğim bir kurabiye tarifi vereceğim. Tahinin faydalarına bir göz atın mutlaka yapmaya karar vereceksiniz diye düşünüyorum. Lezzeti de gayet güzel, birkaç gün de kalsa bayatlamıyor. Bir arkadaşımda yemiş ve beğenmiştim, ben de yaptım ve sonuç yine olumlu.
Malzemeler:
1 su bardağ sıvıyağ (fındık yağı kullandım)
2 fincan tahin
1 su bardağı pudra şekeri
3,5 su bardağı un


2.tarif:
Yukarıdaki malzemelerle hazırlanan hamuru ikiye böldüm ve birini sade yaptım. İkincisine
1 tatlı kaşığı tarçın
1/2 su bardağı ince çekilmiş ceviz (veya kavrulmuş fındık)

3. üzeri için; ceviz iriliğindeki topların üstünü yumurta akına bulayıp çekilmiş ceviz/fındık bulayınız.

Tüm malzemeleri yoğurun ve hamuru ikiye bölün ceviz büyüklüğünde toplar yapın, ayırdığınız ikinci hamura tarçın ve ince çekilmiş cevizi ekleyin ve büyük olmayan ceviz iriliğinde toplar yapın,  120 derecede 40 dk pişirin (üzeri kızarmasın).
Ayrıca (tercihen) kurabiyelerin üzerini yumurta akı sürün ve cevize bulayarak pişirin.
Güzel bir kurabiye afiyet olsun.







Tarçın ve fındık

Hamur toplarınız iri olmasın, bu ölçü iyi.
Afiyet olsun. Sevgiyle kalın





11 Nisan 2014 Cuma

Nar çiçekleri eşliğinde dua...

Sevgiyle kalın

Sabah Uyanır Uyanmaz....

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine
Bak güzelim kahvaltının keyfine..

Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle

Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa
Yürü, yürürken sağa-sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen
yanağından makas al..

Sonra şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı? Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle lâf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..

Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.. Yemeğin ne olursa olsun, masanda illâki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları bardakları misafire
Sizden âlâ misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..
                                                                       Can YÜCEL

8 Nisan 2014 Salı

Yıldız Korusu


Arkadaşlarla harika bir hafta sonu geçirdik. Arkadaşınızı /eşinizi-çocuğunuzu/zamanınızı ayırabileceğiniz kıymetlilerinizi........ alın ve gidin.

Yıldız Parkı'nın içinde Malta köşkü ve Çadır Köşkü adı altında iki tane köşk vardır.  Osmanlı döneminde, özellikle 1600'lerin başlarında ön plana çıkmaya başladı. O zamanlar Kazancıoğlu Bahçesi adını taşıyan ve bu ailenin mülkü olan topraklar padişah IV. Murat tarafından satın alınarak kızı Kaya Sultan'a hediye edildi.Lale Devri döneminde süsleme zevkine dayalı düzenlenen çırağan alemleri sırasında çeşitli eğlencelere mekân olmuştur.        

Malta Köşkü:

Sultan Abdülaziz döneminde Malta'dan getirilen taşlarla yaptırılmıştır. Adını buradan almaktadır. Tarihte önemli olaylara sahne olmuştur. Tahta çıkarılmak istenen Sultan V. Murat başarısız olunca güvenlik gerekçesiyle köşkte alıkonulmuş, Mithat Paşa köşkün arkasındaki düzlükte kurulan çadırda yargılanmıştır. Tavan süslemeleri, mermer balık desenleri, altın varaklı aynası görülmeye değerdir.





















 Ağaçlarda 2 sincap enfes bir maraton sundu bize. Siz resimlerdeki sincapları görebildiniz mi?


 Bu çeşmeye bayıldım ama su içemedik.
 
Her gününüz en az bu nergisler kadar güzel olsun. Sevgiyle kalın.
 
 
 

Fındıklı-tarçınlı kurabiye

Slm,

size nefis bir kurabiye tarifi vereceğim, benimle özdeşleşmiş bir kurabiye bu.  Sağlıklı olduğu söylenemez ama bu kurabiyemi beğenmeyen yok(pek iddialı oldu ama öyle). Kurabiye tarifini alan arkadaşlar aynı lezzeti yakalayamadıklarını söyleseler de birkaç kez denemenizi öneririm er ya da geç kendi el lezzetinizi yakalayacağınızı düşünüyorum.

Malzemeler:
1 paket margarın
3,5 su bardağı un (klasik su bardağı)
1,5-2 su bardağı kavrulmuş ve iri dövülmüş fındık(ikiye bölün yeterli)
4 yemek kaşığı pudra şekeri

üzerine:
4 yemek kaşığı pudra şekeri
2 tatlı kaşığı tarçın

unu eleyin pudra şekerini ekleyin ve margarinle birlikte güzelce yoğurun. Un ve margarini iyice yoğurun (istenen kıvamı alması için tahmini 10-15 dk yoğurun). Aşağıda görüldüğü gibi yumuşak bir hamur elde edeceksiniz, kavrulmuş fındığı (kavrulmuş olması önemli) ekleyin. Ceviz büyüklüğünden biraz iri parçalar koparın ve yassı şekilde yuvarlayın(resimlerde görüldüğü gibi yassı).  Toplar küçük olursa kurabiye kuru oluyor, iri olursa da güzel olmuyor (yukarıdaki hamurdan toplam 27-30 ad top yaptım). Cevizden biraz büyük (ölçüyü bulamadım) olması gerek. 180 derecede 27-30 dk pişirin. Fırından çıkardığınız kurabiyeleri 3-5 dk bekledikten sonra iyice harmanladığınız pudra şekeri+tarçına bulayın. Afiyet olsun.
 İki harika resimle başlayayım dedim, gözünüz gönlümüz açılsın.






 Üstteki resim pişmemiş hali , alttaki ise fırından çıkmış (yani kızarmasın)







Sevgiyle kalın

4 Nisan 2014 Cuma

Çok güzel bir dua...

Allahım,
Gönlümdekini hakkımda hayırlı eyle,
Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.
                                                 Amin