Sayfalar

29 Mayıs 2018 Salı

Kuru Yufkadan Börek

Slm,

Malzemeler:

6 adet kuru yufka
Pirinç (haşlanmış)
Kuru üzüm (suda bekletilmiş)
Şeker (her yufkaya 1 tatlı kaşığı veya az fazla
Tereyağ
Zeytinyağ
Ilık Süt/su (ıslatmak için)

Yapılışı: Çocukluğum bu börekle geçti ama o lezzeti büyüdükçe pek bulamıyorum. Yufkalar ılık süt/suyla ıslatılır her yufka arasına pirinç, şeker ve kuru üzüm eklenir. 2 yufkada bir çevrilir. Ocağın ateşi kısık veya çok az açılmış olmalı. Sıcak / ılık servis yapınız. Harika bir börek afiyet olsun








Sevgiyle kalın ........

Pankek

Slm,


Malzemeler

1 yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı un
tuz
1 kabartma tozu

Un, tuz ve kabartma tozunu karıştırın. Tüm malzemeleri ekleyerek sıvı bir hamur elde edin. Ben şekerli sevmediğim için pankeke şeker eklemedim. Afiyet olsun




Sevgiyle kalın....

Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları-3

Slm,

hiiiiç kendimizi yormayalım, güçler yazar zayıflar yaşar dedim bu kitabı okurken. Can sıkıcı, boğuldum. Gerçekleri okumak iyi değil mi ne? Bilerek yaşamak zorunda olmak ağır geldi. Bilmemek daha mı iyi diye düşündüğüm olmuştur.......
Hani ekmeği 750 TL ye sattığı için rakipleri tarafından şikayet edilen ve fırıncılar odası tarafından uyarılan esnaf vardı ya... Bu fiyata satamazsın dedi fırıncılar odası, o haberi dinlerken aklıma gelmişti bu kitap.   Hani serbest piyasa var ya... Öyle işte.....







Sevgiyle kalın...

Bulgur-Pirinç Pilavı

Slm,

Pek marifetli bir hatundan yedim hemen ben de yaptım. Bu pilavın lezzeti de pek güzel, deneyin.

Malzemeler:

Birebir ölçüde bulgur ve pirinç
Arpa veya tel şehriye
Tereyağ
Zeytinyağ (ben biraz kullanıyorum)

Yapılışı: Bir bardağa bir buçuk bardak olacak şekilde sıcak su ekliyorum. Gerisi bildiğiniz pilavı nasıl yapıyorsak öyle. Afiyet olsun






Sevgiyle kalın....

Kışlık Menemen (Canım Leyla Hanım'dan)

Slm,

Konserve kokusu olmayan, sanki Ağustos ayında bahçeden yeni toplayıp yapmışsınız lezzetinde bir kışlık menemen tarifi yazacağım. TSK Leyla Hanımcım.

Malzemeler:

Domates
Biber
Soğan (tercihen)
Az acı (tercihen)
Tuz
Zeytinyağ

Yapılışı: İ



Sevgiyle kalın

2 Nisan 2018 Pazartesi

Kuru Patlıcan Dolması

Slm,

Bu yemeği göz kararı yapıyorum, son yaptığımı not almaya çalıştım ancak bildiğiniz gibi malzemelerin ebatları da lezzeti etkiliyor. O nedenle ölçüler birazcık tahmini gibi,  siz damak lezzetinize göre ayarlayın.

Malzemeler:

40 adet civarı kuru patlıcan
20 adet civarı kuru biber dolmalık biber
1,5  su bardağı pirinç
1 su bardağından az bulgur
1/2 çay bardağı yeşil mercimek
Bol bol bol soğan (4-5 belki daha fazla)
3-4 diş sarmsak
1/2 demet maydanoz
Biber salçası
Domates salçası
Sumak ekşisi tahmini 3-4 çorba kaşığı (erik ekşisi veya adını bilmediğim resimde görülen erikten toplam 10-12 adet(4-5 adeti içine)
Zeytinyağı (bol)


Yapılışı: Kaynayan suda önce patlıcanları 4-5 dk haşlayıp süzün, ardından 3-4 dk biberleri haşlayın.
Yukarıdaki iç malzemeleri hazırlayın, ekşi için erik kullanacaksanız 6-7 adeti küçük küçük doğrayıp harca ekleyin artanı üstüne ekleyin. Sumak ekşisini lezzetine göre ayarlıyorum o nedenle yukarıdaki 3-4 çorba kaşığı tahmini yazdım. İç harcı kavurmadan da yapıyorum ancak kavurunca daha güzel oluyor sanki. Patlıcan ve biberlerin içini çok doldurmayın, benim ölçüm patlıcanı rahat kapatabiliyorsam (iki karşılıklı tarafını) yeterli demektir. İçini doldurduktan sonra iç içe geçirerek pişiriyorum. Suyunu göz kararı üstünü geçmeyecek şekilde ayarlıyorum. Pişmeye yakın üzerine biraz zeytinyağ daha gezdiriyorum. Bir de toprak güveç kullanıyorum bir de dolmanın üzerine ağırlık koyuyorum.  Kuru patlıcan dolması vazgeçilmezim, özellikle talep ediliyor, severek yapıyor ve yiyoruz.  Umarım denersiniz. Afiyet olsun







Afiyet olsun Sevgiyle kalın..

Parayı Lidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin vergisini Türkler bulmuş... :))


Vergi uzmanı Ozan Bingöl: Musluğu açan 5 vergi ödüyor

Vergi uzmanı Ozan Bingöl’e göre Türkler, vergi ödemeye uyanır uyanmaz yüz yıkamak için musluğu açmakla başlıyor.
Birçok kişi onu, “Parayı Lidyalılar, vergiyi Sümerler, verginin vergisini Türkler buldu” sözüyle tanıdı. Twitter’da neye, ne kadar vergi ödediğimizi en çarpıcı örnekleriyle yazarak vergi farkındalığı oluşmasına büyük katkı sağladı. Vergi uzmanı Ozan Bingöl ile Tedx* konuşması için geldiği İstanbul’da buluştuk.
- Neden vergi farkındalığı gerekli?
Verginin halkta karşılığı olması lazım. Bizim vergi kanunları çok karışık. Vatandaş anlamıyor. Çünkü vergi kötü, tanımı çok kötü. Kimdir vergi ödeyen? Yükümlü! Fransa’daysa vergi ödeyene “katkıda bulunan” deniyor. Fransa’da metroya biniyorsunuz, girişte büyük bir yazı var: “Bu metro Fransız vatandaşlarının katkısıyla yapılmıştır.”
- Niye yok?
Çünkü neye, ne kadar vergi ödediğini bilmiyor. Bilmediği için kamu harcamalarını sorgulayamıyor. Bu da karşımıza mali açıdan hissizleştirilmiş, mali anestezi uygulanmış bir topluluk çıkarıyor. Vatandaşın anlayacağı dille yazmak lazım.
Vergi farkındalığı vergi ahlakını ve vergi bilincini doğurur, bu tabana yayıldıkça kayıt dışı ekonominin önüne geçilir. Bilinçli seçmen olarak rasyonel oy davranışı gösterebiliriz.
- Verginin vergisini Türkler buldu demiştiniz? Örneği yok mu?
Vergiyi bir ürün ya da hizmetten alırsınız, verginin vergisi olmaz. Ama Türkiye’de verginin vergisinin vergisi var. 1 TL’ye yurtdışından cep telefonu getirirseniz 180.80 TL’den aşağı satılmıyor. Maktu ÖTV var, ÖTV’nin KDV’si var, TRT payı var. Vatandaş sabah musluğa açtığında güne 5 adet vergiyle başlıyor. KDV, çevre temizlik vergi, atık su bedeli, katı atık bertaraf bedeli, katı atık toplama bedeli.
- Dolaylı vergilerde ne durumdayız?
2017’de OECD ortalaması dolaylı vergilerde yüzde 35. Bizde yüzde 67. En kötü ülkeler arasındayız. 1980’lerde başladı verginin vergisi uygulamaları. Vatandaş hissetmedikçe yöneticiler yüklendi. Türkiye yüzde 28 ile kayıt dışı ekonomide OECD ülkeleri arasında birinci sırada. Bu rakam ABD’de yüzde 7. Kayıt dışı ekonomi aslında bir vergi isyanıdır. Vergi adil olsa bu kadar kayıt dışı olmaz. Kayıt dışı, dolaylı vergileri de artırıyor. Türkiye’de kaçak ürün deyince aklımıza gelenleri sayalım. Sigara; vergi yüzde 82. Rakı; vergi yüzde 65. Vergi oranı alkol oranının 12.5 katı. Mazot; vergi yüzde 60. Her ocaktemmuzda otomatik güncelleme geliyor alkol fiyatlarına, asgari maktu ÖTV artışı geliyor.
- Özel Tüketim Vergisi aslında lüks tüketim için gelmemiş miydi?
Evet, ÖTV’nin 2002’de geliş amacı sağlığa zararlı ürünler ile lüks tüketimi vergilendirmekti. Ama limonata ve soğuk çaya bile ÖTV geldi. Yatta, gemide, kotrada, teknede, elmasta, pırlantada, yakutta sıfır olan ÖTV, güneş kreminde yüzde 20. Cilt kanserinin bu kadar yaygın olduğu bir ülkede güneş kremi özel tüketim midir? Deodorantta yüzde 20, tıraş köpüğünde yüzde 6.7, doğalgazda yüzde 2.
- KDV-ÖTV devlete gidiyor mu?
Vatandaş ÖTV ve KDV’yi ödüyor ancak aracı mükellef, örneğin market sahibi, bu vergiyi devlete ödemeyebiliyor. Son 5 yılda 4 kez, 15 yılda 9 kez vergi affı geldi. Bu vergi afları vatandaşları vergiye gönüllü uyumunu zedeledi, Maliye’nin de tahsil kabiliyetini bozdu. KDV’de tahakkuk tahsil oranı yüzde 80’lerden yüzde 42’ye kadar düştü. Vergi afları siyasi olarak oy için kullanılıyor. 2019’da seçim var, piyasada herkes “Ozan Bey rahat olun, af gelecek zaten” diyor.
- Vergilendirmede ‘bu kadar da olmaz’ dediğiniz neler var?
100 bin TL’ye giren bir otomobilin daha bayi kârı olmadan fiyatı 311 bin oluyor. 211 bin lira vergi var. 1000 liraya ülkeye giren cep telefonundan TRT payı, ÖTV, KDV olmak üzere 623 lira vergi alıyoruz. 1 liraya girse gümrükte, maktu 160 lira ÖTV, onun da KDV’si olduğu için 188.80 liradan aşağı satılamıyor. Sinema biletinde Türk Hava Kuvvetleri güçlendirme payı var. Yurtdışı çıkış harcı TOKİ’ye aktarılıyor. Radyolu duşakabinde TRT payı var.
Gerçek rekortmen ücretliler
- Kurumlar vergisinde 2 puanlık artış oldu. Dünyada nasıl?
Kurumlar vergisi yüzde 22 oldu diye tepki gösterenler var. Fransa’da yüzde 34, Almanya yüzde 30. Türkiye’de kurumlar vergisinde o kadar çok muafiyet ve istisna var ki! 2016’da 740 bin kurumun ödediği vergi 43 milyar, maaşlı çalışanın ödediği vergi 59 milyar lira. Bu ülkede gerçek vergi rekortmeni maaşı kaynağında kesilenlerdir. Almanya’da bir asgari ücretli 1.6 motor Volkswagen araba aldığında 19 ay asgari ücretle alabiliyor. Bunun 17 ayı arabaya, 2 ayı vergiye çalışıyor. Bizde 111 aylık maaşıyla alabilir. 58 ayı arabaya, 53 ayı vergiye çalışıyor.
Türkiye futbolcuya cennet
- Ödediği verginin karşılığını alıyor mu vatandaş?
Bu kadar vergi ödediğim ülkede güvenlikli sitede oturmak zorunda kalıyorum, köprüye, yola para veriyorum. Sağlığa para veriyorum. 2016 yılında 458.7 milyar lira vergi toplanmış. Toplam bütçe gelirinin yüzde 82’si vergi.
Milyonluk futbolcuyu yüzde 15 stopaja tabi tutup da, ki bu da ödenmiyor, 5-6 bin brüt ücretli yüzde 35’e kadar vergi dilimine tabi tutan bir vergi sistemi olmaz. 2 milyonluk bir taksi plakasından yılda 8 bin 500 lira vergi öderken, 6 bin lira brüt ücret alan bir vatandaş 25 bin 120 lira kaynağında SGK, gelir vergisi ve damga vergisi ödüyor. Bunlar sadece doğrudan vergiler. Bir de dolaylı vergiler var. İspanya’da futbolculardan yüzde 56 vergi alınıyor. Ülkemiz işçi-memur için vergi cehennemi, futbolcu için vergi cenneti!
Bir işyerinde patron çocuğunu özel okula gönderiyor, özel okul masrafını gelir vergi beyannamesinde yazıyor, kâr dağıtımı yaparken yüzde 10’a kadar matrahtan düşerek vergi avantajı sağlıyor, siz hiçbir şey yapamıyorsunuz. Bu yüzden, herkes vergi beyannamesi vermeli, harcamalarını beyannamede göstermeli, vergi avantajlarından faydalanmalı.
Ölüm bile statüye göre
Bugün bir SGK’li öldüğünde yakınlarına 595 lira cenaze yardımı veriliyor. Ama milletvekili öldüğünde bu rakam 12 bin 374 lira. Bir milletvekili öldüğünde yakınlarının aldığı cenaze yardımı miktarı, yaşayan bir asgari ücretlinin sekiz aylık maaşına denk. Hani ölüm aynı ölümdü?

8 Ocak 2018 Pazartesi

Kabak Tatlısı


Slm,

kışın vazgeçilmezlerimden.

Malzemler:

1 kg kabak
1,5 çay bardağı şeker
Çay kaşığının ucu tuz
Üzeri için kavrulmuş, çekilmiş fındık/veya tahin

Yapılışı: Dilimlediğim kabaklar üst üste gelmesin diye geniş tencere kullanıyorum. Şekeri tüm dilimlerin üzerine gelecek şekilde serpiştirip 1 gece buzdolabında bekletiyorum. Ertesi gün  şeker tamamen erimiş oluyor.  Kaynamaya başladıktan sonra altını azıcık kısıyorum (tam değil) ve yaklaşık  15 dakika sonra iri dilimleri ters çeviriyorum. Yaklaşık 5 dakika sonra tencerenin kapağını alıyorum (fazla suyunun buharlaşması için). Kaynarken göz göz olmaya başlıyor(reçeldeki gibi), bir süre bu şekilde kaynatıyorum. Toplam 30 dakika kaynadıktan(tüm pişirme süreci) sonra önceden 200 derecede ısıtılmış fırında 10  dakika civarı pişirip alıyorum.











 Afiyet olsun
Sevgiyle kalın

23 Aralık 2017 Cumartesi

Kışlık menemen (Leyla Hnm'dan)

 Slm,

paylaşmak için bayağı geç kaldığım bir tarif.  Konserve mevsimi geçti ama gelecek yıla yatırım olsun.
Sanki bahçeden şimdi toplayıp yaptın, abartmıyorum o kadar yaz menemini,buzdolabı kokusu yok, konserve kokusu yok. Ben canım Leyla Hnm'a dua ediyorum siz de bana ediverin. Kurtarıcı bi o kadar da leziz bir tarif.

Malzemeler: Menemeni nasıl yapıyorsanız öyle. Benim yoğurt yiyişim aşağıdaki gibi.

Domates
Yeşil Biber
Kuru soğan (tercihen)
Sarımsak
Tuz
Zeytinyağ

Soğanları güzelce karamelize ettim, sarımsağı ekledim az sonra biberi ekledim ve biberleri biraz terlettikten sonra domatesi de ekledim ve domatesler yumuşadıktan sonra (fazla domates suyunu muhtemelen süzüp aldım, sulu sulu menemen güzel olmaz) tam yumurtayı kırma aşamasında (tabiki yumurtaları eklemeyin) kavanozlara doldurdum ve soğumasını bekledim. Soğuduktan sonra ağzını sıkıca kapatım derin dondurucuya koydum. Evet fark sıcağı sıcağına kapaklarını kapatmayıp soğuduktan sonra kapatıp derin dondurucuya almak. Denemenizi öneririm kesinlikle derin dondurucunun o bildiğimiz kokusu olmuyor.





Afiyet olsun.

1 Aralık 2017 Cuma

Diyarbakir Cezaevi'nden ...


AKP'li vekil Diyarbakır Cezaevindeki işkenceyi anlatırken ağladı: Gökyüzüne bakmanın suç olduğu bir ortamdı

TBMM Diyarbakır Cezaevini İnceleme Alt Komisyonu Başkanı ve AKP Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, kendisinin de bir dönem kaldığı Diyarbakır Cezaevi'nde yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı.
Meclis Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’ni İnceleme Komisyonu, son toplantısında aynı cezaevinde 6.5 yıl tutuklu kalan Komisyon Başkanı AKP Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu’nu dinledi.
 Gazete Duvar'dan Nergis Demirkaya'nın aktardığı habere göre, Hayatta kalıp kalmayacakları belli olmayan bir cezaevinden sağ çıkmayı başarıp yıllar sonra TBMM’ye gelip, burada kendisine trajedi yaşatmış bir komisyonun başkanı olmasının çok değerli olduğunu belirten Miroğlu, “Zevkle ve istekle yürüttüğüm bir çalışma oldu” dedi. Bugüne kadar yaklaşık 30-35 kişinin tanıklığına başvuran Komisyon’un son toplantısında konuşan Miroğlu yaşadıklarını özetle şöyle anlattı:
“1981 ocak ayında gözaltına alındım. Diyarbakır’da bir toplama işkence merkezinde gözlerimiz bağlı kaldım. Biz kimin ne kötülük ettiğini göremez, sadece sesleri duyardık. Gözümde o bağ işareti halen durur. Uzun bir süre sonra toplama merkezinde 40-50 kişiyle cezaevine götürüldük. Her katta 10 hücre vardı ve 4 kattan oluşuyordu. Birinci katın birinci hücresi tamamen lağımla doldurulmuştu. Gelen herkes istisnasız o lağımın içerisine sokuldu. Ona da 'banyo' diyorlardı. Esat Oktay Yıldıran geldi. Tamamen soyulduk. Köpekler saldırıya hazır bekliyordu. Komut verildi içeri 40-50 kişi geldi. Ellerinde yaş ağaçlardan yapılmış sopalarla dövdüler. Birinin çantasından diş macunu çıktı ona yedirdiler. Daha sonra ‘banyo’ yaptırın denildi lağıma sokulduk. 5 saat süren bu işkenceden sonra 1-2 kişilik hücrelere 20-25 kişi sırt sırta konulduk. Balıklar nasıl kasadan dökülürse hücre kapısı açıldığında öyle betona dökülüyorduk. O hücrelerde aylarca tutulduk. Koğuşlara gönderildiğimizde her tarafımız bitti. Hatta bit öldürme yarışmaları yapılıyordu. Gökyüzüne bile bakmanın suç olduğu bir ortamdı.”
ETNİK HINÇ VE ÖFKE VARDI
 12 Eylül döneminde Mamak, Metris cezaevlerinde uygulanan işkenceleri herkesin duyduğunu anlatan Miroğlu, Diyarbakır cezaevi için “İşkence çeşitlerinin çokluğu, gaddarlığı ya da kötülüğün sıradanlaşması” gibi tüm kavramların kullanılabileceğini söyledi. Miroğlu, “Bizim burada karşı karşıya kaldığımız en önemli şey etnik hınç ve öfkeydi. Bir örgütle herkesi özdeşleştirme vardı. Orada görev yapan gardiyanın gözünde herkes PKK’liydi. Herkes bir örgütle özdeşleştiriliyordu” dedi.
 GÖZ YAŞI DÖKTÜ
 Diyarbakır Cezaevinin Newyork Times gazetesinin yayınladığı dünyanın en dehşet verici 10 cezaevinden biri olduğunu söyleyen Miroğlu, 15-16 yaşında, tedavi edilmediği için veremden ölen bir koğuş arkadaşını anlatırken göz yaşlarını tutamadı.
 BUZ PARÇALARI ÜZERİNDE SÜRÜNDÜRDÜLER
 Bir süre sonra konuşmaya devam eden Miroğlu bu kez kışın buzla kaplı koğuşta yaşadıkları bir olayı anlattı. Miroğlu, “Koğuşta yarım metre buz vardı. Balyozları elimize verdiler o buzları kırdırdılar. Her yer cam tarlası gibi oldu. Sonra ‘soyunun ve sürünün’ dediler. O buz parçaları vücudumuzu keserken feryatlar yükseldi. Bugüne kadar çok toplama kampı filmi izledim, böyle bir sahneye rastlamadım.”
 ‘BU ORHAN MI?’
 Miroğlu anne babasının görüşe geldiği zaman yaşadıklarını da Komisyon üyeleriyle paylaştı. Annesi ziyarete geldiğinde kendisini tanıyamadığını anlatan Miroğlu, “26-27 yaşındaydım. 3 ay Kurtoğlu’nda işkence, açlık, akabinde Diyarbakır cezaevinde yaşadıklarımız kilolarımızın yarısını götürmüştü. 38-40 kiloya düşmüştüm. Annem tanıyamadı “Bu Orhan mı” diye sordu yere yıkıldı” dedi. Bunları anlatırken duygulanan Miroğlu bir süre sessiz kaldı.
 DİYARBAKIR CEZAEVİ FETÖ BENZETMESİ
 Kemal Burkay liderliğindeki gruptan yargılandığını, haklarında kriminal bir şey olmadığını anlatan Miroğlu Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananları şöyle yorumladığını anlattı; Diyarbakır Cezaevine uygun bulduğum kelime sistemli bir devlet taammüdüydü. Bu devlet taammüdü söz konusuydu ve bu Kürt meselesinin şiddetle yoluna devam etmesini arzu ediyordu. 1984’ten sonra Türkiye normalleşme sürecine geçmeye başlayınca Kürt meselesinde bunların hiç biri olmadı. Tam tersine, Eruh-Şemdinli ile başlayan süreç Türkiye’yi o günden bugüne kadar meşgul eden bir siyasi ortamın yaşanmasına yol açtı. Siyasi sonuçları itibariyle şöyle bakıyorum. Demokratik siyasi zemini savunan Kürt gruplarının tümü bir biçimiyle tasfiye edildi. Belki FETÖ olayında da benzer bir şey yaşadık. Diyarbakır Cezaevi PKK hareketi için de çok önemli bir ortam olmuştur. Bugün PKK’yle ilgili bir şey söylemek isteyenler döner dolaşır Diyarbakır Cezaevi ile ilgili şeyler paylaşır. Çünkü PKK Diyarbakır Cezaevi’ni kendi tarihinin bir parçası gibi görür. Bu ne kadar doğru bilmiyorum ama evet, bu hareketin sonraki yıllarda gelişmesi, benimsediği yollar, uyguladığı strateji Diyarbakır cezaevindeki zulüm ortamıyla örtüşüyor. Bunları ortaya çıkarma konusunda maharetli olamadık. FETÖ olayında, nasıl ılımlı İslami çevreler, vakıflar, tarikatlar süreç içinde, bir devlet taammüdü şeklinde tasfiye edilirken FETÖ’nün önü çeşitli iktidarlar zamanında açıldıysa bence Kürt meselesinde biz de böyle bir şey yaşadık.
‘DİYARBAKIR CEZAEVİ OLMASA PKK OLMAYACAK MIYDI?’
 “Diyarbakır cezaevi olmasaydı PKK olmayacak mıydı? Sorusunu kendi sorup kendi yanıtlayan Miroğlu, “Olacaktı. PKK’yı tamamen Diyarbakır Cezaevine bağlamak yanıltıcı bir fikirdir. Ama Diyarbakır Cezaevinden tahliye olan herkese Bekaa’ya gidecek potansiyel kişi olarak bakılıyordu. Benim şiddet öneren siyasi fikirlerle ilişkim olmadı.
Miroğlu bir soru üzerine Diyarbakır Cezaevinin yaklaşık 500 kişilik bir kapasitesi bulunduğunu ama 20 kişilik koğuşlarda 70-80 kişi kaldığını, kimi çalışmalara göre 7-8 bin kişinin bu cezaevine girip çıktığını söyledi. Bu cezaevinde yatanların yüzde 80-85’inin bugün adı PKK olan örgütten yargılandığını söyleyen Miroğlu, örgütün 1-2 yılda böyle bir kitlesel güce ulaşmış olmasının kendilerini o dönem şaşırttığını anlattı. Miroğlu, “Bu kadar kısa sürede bu kitlesellik nasıl sağlanmış soru işaretidir” dedi.
 CEZAEVİNİN MÜZE OLMASI İSTENECEK
 Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlarla ilgili Komisyon çalışması 3 kitap haline gelecek. Cezaevinin müze yapılması önerisinin de yer aldığı bir dizi önerinin yer aldığı rapor da hazırlanacak.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/877162/AKP_li_vekil_Diyarbakir_Cezaevindeki_iskenceyi_anlatirken_agladi__Gokyuzune_bakmanin_suc_oldugu_bir_ortamdi.html
Başlığı Diyarbakır Cezaevi'nden alınacak dersler mi yazsaydım bilemedim.
Dün ne yaşandıysa bugün o konuşuluyor güzel ülkemde.
Yarın güzel şeyler konuşmak umuduyla......
Sevgiyle kalın...

18 Ağustos 2017 Cuma

Farklıyız, Birlikteyiz, Biz Türkiye'yiz :))

Slm, 
adını ve bildirgeyi okuyunca paylaşmak istedim.
Bende oluşan kanaat: Siyaset yok, şu yok, bu yok, birlikte mutlu, huzurlu TÜRKİYE  için bir araya gelmiş sivil toplum kuruluşu...
Hadi bakalım...

NEDEN BURADAYIZ
Bizler neden bir araya geldik ve neden karşınızdayız?

Ülkesini seven, geleceğine ilişkin endişeler taşıyan bu ülkenin yurttaşları olarak, son yıllarda siyasi süreçlerde yaşanan derin kutuplaşmalar, parçalanmalar ve ayrışmalar nedeniyle, toplumsal yapımızda oluşan kopuşlardan büyük kaygı duyuyoruz. 
Toplumsal dokumuzda her geçen gün kök salan ‘güvensizlik ve aşırı kutuplaşmanın, mahallelere, sokaklara, işyerlerine ve hatta aile içlerine kadar sirayet etmesi, derin kaygımızın temelini oluşturuyor. 
Bizler; muhafazakâr, milliyetçi, liberal, sosyal demokrat ve sosyalist gibi farklı siyasi kimliklere sahip yurttaşlar olarak, tüm bu gergin ve ayrıştırıcı siyasal iklime rağmen, bir arada yaşama kültürüne sahip olduğumuzu ve farklılıklarımızın ayrışma değil birer zenginlik kaynağı olduğunu, tüm Türkiye’ye göstermek için bir aradayız.
Bugün, bu beceriyi ortaya koymaya, bir arada huzur içinde yaşama kültürünü benimsemeye, ortak vatanımızda ortak paydamızı büyütmeye, her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğuna inanıyoruz. 
Biz, farklı siyasal düşüncelerin, farklı inançların, farklı kültürlerin ve farklı yaşam biçimlerinin mensupları olarak, hem günümüz toplumsal, siyasal ve kültürel iklimini esenliğe kavuşturacak bir anlayışın fitilini ateşlemek, hem de gelecek kuşaklara örnek teşkil edecek bir ortaklaşmayı başarmak için, bir araya gelmiş bulunuyoruz. 
TÜM TÜRKİYE’YE YAYMAK İSTİYORUZ
Arzumuz, Bursa’dan başlatmakta olduğumuz bu girişimin, Türkiye geneline yayılmasını sağlamak ve ayrışmanın değil, bir arada yaşama kültürünün bizzat yurttaşlar eliyle sağlanabileceğini, tüm Türkiye’ye göstermektir.
Farklılıklarımızı birbirimize dayatan değil, onları fark eden ve onlar üzerinden bir uzlaşma kültürü geliştirebilen bir toplum olma mücadelesini vermeliyiz. Farklılıklardan çatışma üretme yerine, onlardan doğan zenginliği, toplumsal bir sinerjiye dönüştürme başarısını sergileyebilmeliyiz.
Farklı kimliklerimizle bir araya gelen yurttaşlar olarak hiçbir siyasi hareketi desteklemek ya da karşısında olmak gibi bir misyonumuz yok ve olamaz. 
Bizler ayrışma, kutuplaşma ve giderek çatışma ortamına evrilecek bir toplumsal yapının, ülkemizin hiçbir sorununu çözmediğine ve çözmeyeceğine ilişkin yeterli tarih bilincine ve farkındalığa sahip yurttaşlarız. Ve bugün burada bir araya gelerek, buna izin vermek istemediğimizi ve bu kudrete sahip olduğumuzu tüm Türkiye’ye göstermek istiyoruz.
DEMOKRASİ ÇAĞRISI
Aynı toprakların ve aynı tarihin bir parçası olarak geçmişte olduğu gibi, gelecekte de bir arada yaşayacağız. Bizler tüm siyasi tartışmaların ayrışma ve çatışma kültürüne dönüşmeden, yaşadığımız tüm sorunların demokrasi ve hoşgörü kültürü içerisinde çözülmesini istiyoruz. Bunu sağlamak ve bu kültürü ayakta tutmak için farklılıklarımızla bir araya gelmeye ve bu kültürü her türlü zorluğa rağmen ayakta tutmaya kararlıyız.
İstediğimiz şey huzurdur, barıştır, demokrasidir, herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye’dir. Amacımız bunun mümkün olabileceğini göstermek ve suya düşen bir taş parçası olabilmektir. 
Bu girişim, birlikte kardeşçe yaşama iradesinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Bu nedenle girişimimizin adını, ‘Farklıyız, Birlikteyiz, Biz TÜRKİYE’yiz’ olarak belirledik. 
Bizler, her ne sebeple olursa olsun çocuklarımıza ve torunlarımıza kavga eden bir ülke bırakmak istemiyoruz. Bugün burada olduğu gibi bundan sonra da bu hedef için bir araya gelmeye devam edeceğiz. 
Bunun Türkiye’mize örnek oluşturması dileklerimizle, ‘Farklıyız, Birlikteyiz, Biz TÜRKİYE’yiz’ diyor ve siz değerli basın mensuplarımıza katılımlarınızdan dolayı yürekten teşekkür ediyoruz.”
‘Farklıyız, Birlikteyiz, Biz TÜRKİYE’yiz’ 
GİRİŞİMİ…


19 Temmuz 2017 Çarşamba

Kara Lahana (pancar) Sarması

Slm,

bloguma pek zaman ayıramıyorum, paylaşamadığım tariflerim bayağı birikti.

Kara lahana sarması için ortalama bir ölçü vereceğim, göz kararı yapıyorum çünkü. Sizler damak lezzetinize göre malzemelerin ölçüsünü değiştirebilirsiniz.

Malzemeler:

Karalahana  yaprağı
Pirinç
Bulgur (pirinç ve bulgur oranını birebir yapıyorum)
Mısır (darı) yarması ince çekilmiş (pirinç+bulgur toplam ölçüsünün yarısı veya yarısından daha az)
soğan (bol)
sarımsak
iç yağ (3-4 diş sarmsak büyüklüğünde)
kekik (isteğe bağlı)
Zeytinyağ+tereyağ
Az salça (domates)
Kemikli et

Yapılış: Öncelikle mısır yarmasını  3-5 dakika kaynattıktan sonra tencerenin kapağını kapatarak fazla suyunu çekmesini sağlayın.
Soğanları bol tereyağ+zeytinyağında kavururken iç yağı+salçayı ekleyin ve biraz kavurduktan sonra  sarımsakları ekleyin. Bulgur+pirinç+önceden biraz pişirdiğiniz mısır yarması ile birlikte yaklaşık yarım su bardağı su ekleyerek suyunu çekene dek sürekli karıştırarak pişirin ve kekik ekleyerek harcı soğumaya bırakın.
2. aşama: bol sıcak suda pancarı haşlayın, burada net bir süre veremeyeceğim mevsimine göre fark eder çünkü. Pancarın yumuşama sürecini kontrol ediyorum, çok haşlanırsa pancar parçalanır ve saramazsınız buna dikkat edin. Haşladıktan sonra süzün ve soğuk suda bekletin. Soğuk su önemli, su ısınırsa suyunu değiştirin aksi halde pancar  pişmeye devam eder, parçalanır.
Ve sarmanızı sarın. Biraz zahmetli geliyor bana sarma işleri o nedenle yapınca fazla sarıp buzluğa da koyuyorum. Tencerenin altına az etli kemikleri yerleştirin ve üzerine sarmayı dizin. Zeytinyağ+bol tereyağ (unutmayın pancar tereyağı seviyor)+2 diş sarımsak büyüklüğünde iç yağ + sıcak suyu ekleyin, pişerken açılmaması için sarmanın üzerine tabak yerleştiriyorum. Kaynadıktan sonra altını kısıp 1 saatten fazla pişirdim (1 sa 20 dk idi yanılmıyorsam). Ayrıca ben sarmayı toprak kapta pişirmeyi tercih ediyorum. Ben yaptım  diye yazmıyorum enfes bişey çıkıyor ortaya. Masada bir varmış bir yokmuş oluyor anında. Afiyet olsun.


















Sevgiyle kalın...