Sayfalar

1 Ekim 2013 Salı

Adapazarı Akçay Piknik

Merhaba,

29/09/2013 Akçay'da harika bir Pazar geçirdik. Sizleri muhteşem karelerle baş başa bırakıyorum. (yeni resimler ekleyeceğim)

 
 

Tavukların bizden daha şanslı olduğunu düşündüm, otun-böceğin arasında geziniyorlar, üstelik baş ucunda dere akıyor.

 



Ağaçların birbirine kol kola sarmaş dolaş olduğu  bu yolda yürümek müthişti. Resimlerin arasına endamlı arkadaşları da serpiştirdim ki Aynur Abla ot - böcek çekti, bizi çekmedi diyenlere.....
 
Çeşmenin başına bir güzel inmiş..

Yukarıdaki resim Karadenizli olup, su değirmenini gören ya da su değirmenine mısır unu öğütmeye giden arkadaşlarıma birşeyler hatırlattı mı?
Yol boyunca akarsu bize eşlik etti.


 
Kayalar ince katmanlar halinde oluşmuş, tvlerde görmüştüm ama bizzat dokunmak, yakından bakmak bi başka....


Çalıların, otun arasında bazen farklı güzellikler endamını gösterir; hem üst hem alttaki resimlerde olduğu gibi.
 


Elmalar da ne güzel, ağaca mı çıksak, odun mu fırlatsak, ekip düşünüyor.


Kestanelerde aklım kaldı.

Müthiş bir duygu, ilk defa olta attım - balık tuttum. İnanmıyor musunuz? İşte ispatı, bi güzel pişirdik de... Hala inandırıcı olmadı mı???
 

Vaziyet kötü,  herşey tersine dönüyor, KOCAMANN  hatunları minicik çocuk sallıyor. Üstelik bi o kadar da ağladı beni de yanınıza alın diye de kimseler oralı olmadı (bu da benden olsun)
Buna hepimiz bayıldık, giderken de gelirken de bi güzel seyre daldık, hemen altından akarsu geçiyor gerisini zaten görüyorsunuz. Aşağıdaki ise ayrı bi güzel. Sahiplerinin Doğu Karadenizli olduğu kuvvetli ihtimal. Bizim oralara özgüdür, 4 direk üzerine kurulur serander derler ama bizde mazı?  mağzı? derler, kiler olarak kullanılır kışlıklar muhafaza edilirdi,  artık pek yok.
Her güzel şeyin bir sonu vardır... İstanbul'a dönüş..
 
Sevgiyle kalın...
 
 
 
 
 

23 Eylül 2013 Pazartesi

Bayat Ekmek Pizzası (Kahvaltılık)

Merhaba,

Bu aralar evimde misafirim var ve ekmek ayarını tutturamıyorum.  Nasıl değerlendireyim derken aşağıdaki tarif ortaya çıktı. Sizin de  bir şekilde tüketemediğiniz bayat ekmekleriniz kalıyordur. Şimdi  nefis bir BAYAT ekmek pizzası tarifi vereceğim, kahvaltıda mutlaka yapmanızı tavsiye ederim. Kıtır kıtır ama  yumuşacık bir lezzet ortaya çıkıyor.

Malzemeler:

Siz dilimleri kişi başına göre ayarlayınız.

1/2 bayat ekmek (İHE kullandım)
Beyaz peynir
Kaşar peyniri
2 küçük yumurta
maydanoz
minik doğranmış kırmızı biber (az)
Acı pul biber
ekmeği yumuşatmak için 1 çay bardağı domates suyu (o anda domates kaynattığım için bunu kullandım siz farklı tercihlerde bulunabilirsiniz süt vb gibi.)

Arzu'nuza göre sosis, sucuk, kekik... vb kullanabilirsiniz.

Yapılışı: Ekmekleri aşağıda gördüğünüz gibi dikey kestim. Domates suyu hariç tüm malzemeleri karıştırdım. Ekmeğin kuru ve sert olmaması için domates suyunu harçtan önce ekmeğin üzerine eşit dökmeye çalıştım ve harcı ekmeğin üzerine sürüp yaklaşık 180 derecede hafif kızarana kadar pişirdim. Sıcak-ılık servis yapınız Afiyet olsun









Sevgiyle kalın...

Siyah Üzüm


 

- güzellik iksiri,

-  gerçek beyin besini ,

- koroner kalp hastalıklarına karşı  koruyucu,

- Kabuğu kanser oluşumunu engelleyici,

- Bazı karaciğer rahatsızlıkları ve kansızlık tedavisinde  etkili,

- Antioksidan,

- vücuttaki yağların erimesi için yardımcı,

- cildin taze ve temiz bir görünüm almasında etkili,

- bağışıklık sistemini kuvvetlendirici etkisi,

- Alerji ve kireçlenmelerde iltihap oluşumuna engelleyici,

- daha fazla bilgi için internet deryasına dalın bi zahmet....
 
ama tam mevsimi bol bol tüketin...
 
Sevgiyle kalın...

Çocuk Yaşadığını Öğrenir



Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
                                           kınama ve ayıplamayı öğrenir.
Kin ortamında büyümüşse,
                                           kavga etmeyi öğrenir.
Alay edilip aşağılanmışsa,
                                           sıkılıp-utanmayı öğrenir.
Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse,
                                          kendini suçlamayı öğrenir.

Övülmüş ve beğenilmişse,
                                          takdir etmeyi  öğrenir.
Hakkında saygı gösterilerek  büyütülmüşse,
                                          adil olmayı  öğrenir.
Kabul ve onay  görmüşse,
                                         kendini sevmeyi öğrenir.
Aile içinde dostluk ve arkadaşlık  görmüşse,
                                        bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.


                                                                                                 Dorothy L. NOLTE

20 Eylül 2013 Cuma

Lütfen bu yazıyı okur musunuz?


 
 
Aşağıdaki yazıyı  okurken  şimdiden “iyi ki paylaşmışsın”ı duyar gibiyim.  (Mutlu Tönbekici'den)
 
Hayatı güzel yaşamanız dileklerimle…   Lütfen bu yazıyı okur musunuz?
 
 
Bilseydim öleceğini...
 
 
20 yıl önce bugün annemi kaybettim! Ona su bulabilmek için koştururken, veda bile edemedim.

Üstelik son yılında ABD’deydim.

Öleceğini bilseydim, senden ayrılmadan bir gece önce fön makinesi yüzünden kalbini kırar mıydım?

Öleceğini bilsem, seninle her gün yürüyüşe çıkardım. İki adımda bir durup, herkesle yarım saat muhabbete girmene aldırmadan... Üstelik bana zorla taktırmaya çalıştığın ve takınca Lady Gaga’ya benzediğim o bereyi, inan şimdi yatarken bile takardım..

Bilsem, sana yaş gününde aldığım o şirin pahalı kolyeyi her ne pahasına olsun yollardım.

Bilsem, komşunun bahçesinden senin için her gün ağaç kavunu isteyip getirirdim, sana ukalalık edeceğime...

Ah kadın! Seni ne kadar özlüyorum! Ama biliyor musun! Aklıma her geldiğinde komik bir şekilde hatırlıyorum seni!

Sevdiğim adam için ağlarken “deveye ot lazım olduğunda uzatır boynunu alır, boşuna üzülüyorsun” diye teselli ederdin!

Bir gün yılbaşı kartı gelmişti. Parlak far gibi gümüş pırıl pırıl. Ben de gırgırına yüzüne sürmüştüm. Assolist kıvamında Maksim’de sahne alacak gibi olmuştun. Sonra unutup bakkala inmiştin de gelince canıma okumuştun.

Bir defa da kapıda kardeşim var sanıp “canım, geliyorum bir tanem” diyerek kapıyı açtığında, seracı çocukla burun buruna gelmiştin. Sen durumu izah ederken ben içerde gülüyordum. İki gün sonra aynı çocuk bu defa bir kucak dolusu gülle gelmişti de sen başka bir şey sanmıştın. Oysa sera sahibinin nazik bir jestiydi bu tesadüf.

Bilseydim, yemek yapmayı öğrenirdim senden. İyi de olurdu, çünkü senden sonra zavallı babam bir sene benim yanık pilavlarıma ve garip yemeklerime talim etmek zorunda kalmazdı.

Uluabat tesislerinden geçerken hep kafamı çeviriyorum. Bakamıyorum. Benim Amerika dönüşümde orada mola verecektik seninle, öyle konuşmuştuk. Ben döndükten sonra hakikaten orada mola verdik. Ama cansız bedenini Akçay’a getirirken... İşte ilk defa orada ağlamıştım... Hem de ne ağlama...

Çocukken kafamıza az yemedik terliklerini. Yeri geldi beğendiğim çocukla diskoya yollamadın diye nefret de ettim senden.. Ama anne olunca seni aslında ne kadar sevdiğimi anladım. Seni üzdüğüm isim meselesini de kızıma senin adını vererek hallettim. Mutlu oldun mu?

Bir tarafım hep eksik annem, çünkü sen yoksun. Şarkıdaki gibi, “şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu, hiç ayrılamam derken, kavuşmak hayal oldu”...

Pınarın
***


Küçük bir hatırlatma yapmak istedim anası babası yaşayanlara...
 
                                                                            Mutlu Tönbekici’den.
 
 

 
Bazen elvedaya bile zamanınız olmaz.
 
Güzel olan her ne varsa sizlere ulaştırabiliyorsam, hayat bahçenizde minicik bir çiçek filizlendirebiliyorsam ne mutlu bana.

Sevgiyle kalın.

17 Eylül 2013 Salı

16 Eylül 2013 Pazartesi

Mutluluğumuz için 20 kural


Merhaba,

"kural" kelimesini okuduğum anda beni irrite etmişti, siz de aynı duygulara kapılabilirsiniz ancak okumaya devam edin "kural" değil, yaşlı bir bilgeyle sohbet ediyormuşçasına bir duyguya kapılıverdim;  "insan" olduğumuzu hatırlatan, "yüreğimizin sesinin" önemini vurgulayan 20 madde var aşağıda. İnternette rastladım ve beğendim, sizlerle de paylaşayım dedim.



1) Her sabah uyandığında o günün sana bir armağan olduğunu bilerek uyan ve gülümseyerek hazırlan.

2)En doğru bildiklerinin bile yanlış çıkabileceğini unutma.

3)Başarılarınla övünme, başarısızlıklarına üzülme, ama dersler çıkar.

4)Hayatın anlamı almaktan çok vermesini bilmektir. Bunu bil. Kullanmadığın hiç eşyayı evde tutma, ihtiyacı olana ver.

5)Hayatı iyi yaşa, ama gelecek günler için kazancının bir kısmını biriktir.

6)Her akşam uyumadan önce sahip olduğun hayata şükret.

7)Sana kötülük yapanlar dahil hiç kimseye kin ve nefret duyma.

8)Karşındaki konuşurken dinlemesini bil ve ne dediğini anlamaya çalış.

9)Her insana ön koşulsuz değer ver, farklı fikirlere saygı göster.

10)Hiç kimseyi kendine benzetmeye, ayar vermeye, değiştirmeye veya dönüştürmeye çalışma. Olduğu gibi kabul et.

11)Hayatın güzelliklerini yakala, gök kuşağının, yıldızların, yakamozların fakında ol.

12)Hiçbir zaman bilgiçlik taslama.

13)Her gün hak eden birisine bir iyilik yap.

14)Spor yapmayı hayatının bir parçası haline getir.

15)Çocuklarına kulak ver, onları dikkatle dinle ve anlamaya çalış. Bunu yaparsan zamanı geldiğinde onlar da seni anlayacaklar.

16)Ödeyemeyeceğin borçların altına girme.

17) Sevdiğin kadın için yapamayacağın fedakarlık olmasın. Değerini bil ve ona bunu hissettir. Onun için bir şiir yazamasan da bir aşk mektubu yaz.  Hiç olmazsa ayda bir kez sevdiğin kadınla mum ışığında yemek ye.

18)Evlilikte eşine karşı iyi veya kötü nasıl davranırsan bunun sana fazlasıyla geri döneceğinin farkında ol.

19)Yemek için değil yaşamak için ye…

20)Ailenin senin için ne kadar önemli olduğunu bil.


Sevgiyle kalın...

Mor havuçlu erişte tarifi

Merhaba,

Erişte tarifine devam,  ama bu mor havuçlu erişte.

Malzemeler:

6 yumurta
1 su bardağı süt
1/2 su bardağı yoğurt
1 çorba kaşığı tuz
1,35-1,40 kg tam organik buğday unu
3 adet orta boy havuç



Resimdeki malzeme ölçüsü ile yukarıda yazdığım ölçüler kafanızı karıştırmasın. Resmi kendime arşiv açısından ekledim siz metinde yazdıklarımı dikkate alın.


Yumurtalarım büyük boy olduğu için 6 adet kullandım (fotoğrafta 5 adet sizi yanıltmasın)
Mor havucu şu an bulabilir misiniz bilmiyorum. Ben birkaç ay önce alıp dolaba koymuştum.
Havuçları  rondoda iyice çektim. Minicik bir pıhtı dahi kalmasın, süt ve yoğurtla karıştırarak çekince istediğiniz kıvamı yakalıyorsunuz.
Hamur toplarımı çekmeyi unutmuşum. Toplarınız büyük olmasın kesmeden önce tavada hafif kurutmanız gerekirse büyük yufkalar zor oluyor. Yukarıda yufkaların açılmış halini görüyorsunuz.

Kesmeden önce tavada hafif kuruttum aksi halde yapışır, kuruttuktan sonra  ince ince kestim. Dikkat etmeniz gereken bir nokta fazla kurutmayın, fazla kuruyunca keserken kırılıyor.


Erişteyi kesmek bayağı zor, parmağınızda bül oluşabilir.

Turuncu havuçlu erişte de yaptım, onun tarifi   http://aynurunaynasi.blogspot.com/2013/09/havuclu-eriste-turuncu.html    da.

Afiyet olsun
Sevgiyle kalın...