Sayfalar

26 Mayıs 2015 Salı

Şems Tebrizi - 40 Kural

Şu aralar memleketin gündemi Şems ve Mevlana'nın aşkını yaşayan kocaman!! adamlarla çalkalanıyor. Bi aşk bi aşk ve bir de içtenlik, samimiyet mantar gibi türüyor. Bu yaşıma kadar 1 adet olan örnek 2015'in ilk çeyreğinde adeta patlama yaşıyor.
"Bu destan gibi, ibret veren aşk da  ayaklar altına alınmış, kirletilmiş  durumda" desem yanlış yapmış olur muyum?
 Mevlana-Şems aşkından Allah'ın yolunu bulduk ama zannımca günümüzde  Şems'e gönderme yapan kocaman adamların yaşadıkları aşk bizi yoldan çıkaracak gibi....

Ben de Şems Tebrizi'nin 40 kuralını paylaşayım dedim. Olur ya biz de aşka geliriz......


                                         



- Birinci Kural:
Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.
Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
                            
                           
- İkinci Kural:
Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. 
Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!
                                   
- Üçüncü Kural:
Kuran dört seviyede okunabilir.
İlk seviye zahiri manadır.
Sonraki batıni mana.
Üçüncü batıninin batınisidir.
Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
                                      
- Dördüncü Kural:
Kainattaki her zerrede Allah' ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir.
Allah' ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O' nu görüp ölen de yoktur. Kim O' nu bulursa sonsuza dek O' nda kalır.                             





- Beşinci Kural:
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır.
Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını.
"Aman sakın kendini" diye tembihler. 
Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, ko gitsin! "
Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer.
Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
                                     
   
- Altıncı Kural:
Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır.
Sen sen ol, kelimelere fazla takılma.
Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.
                                
- Yedinci Kural:
Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin.
Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.
                            
- Sekizinci Kural:
Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma.
Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.
Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.
Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.
                                 
- Dokuzuncu Kural:
Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir.
Sabır nedir?
Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.
Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder.
Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.
                             
- Onuncu Kural:
Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün!
Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
                                   
- Onbirinci Kural:
Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz.
Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.
                                
- Onikinci Kural:
Aşk bir seferdir. 
Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir.
Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.
                               
- Onüçüncü Kural:
Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var.
Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir.
Tutup da ona hayran olmaya değil.
                                   
- Ondördüncü Kural:
Hakk' ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol.
Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.
"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
                              
- Onbeşinci Kural:
Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür.
Tek tek herbirimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz.
Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır.
Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.
                                     
- Onaltıncı Kural:
Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır.
Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir.
Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir.
Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü Yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.
                                           
- Onyedinci Kural:
Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur.
Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır.
Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
                                         
- Onsekizinci Kural:
Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir.
Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir.
Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir.
Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.
                                     
- Ondokuzuncu Kural:
Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları.
Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir.
Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin.
Yakında gül yollayacak demektir.
                                              
- Yirminci Kural:
Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir.
Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.
                                       
- Yirmibirinci Kural:
Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık.
Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı.
Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
                                           
- Yirmiikinci Kural:
Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur.
Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur.
Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.
                                   
- Yirmiüçüncü Kural:
Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret.
Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için.
Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar.
Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıktan uzak dur.
                                   
- Yirmidördüncü Kural:
Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi,
atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir.
İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.
                                            
- Yirmibeşinci Kural:
Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
İkisi de şu an burada mevcut.
Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında.
Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.
                                              

- Yirmialtıncı Kural:
Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes gözünmez iplerle birbirine bağlıdır.
Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma.
Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir.
Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.
                                           

- Yirmiyedinci Kural:
Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et.
Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.
Senin gönlün değişirse dünya değişir.
                                  
- Yirmisekizinci Kural:
Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret.
Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi.
Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.
                                       
- Yirmidokuzuncu Kural:
Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir.
Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.
Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.
Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.
Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

                       
- Otuzuncu Kural:
Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.
                                    
- Otuzbirinci Kural:
Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı.
Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir.
Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp...
Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız.
Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
                                          
- Otuzikinci Kural:
Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin.
Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.
Bilhassa putlardan uzak dur dost.
Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma!
İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!
                               
- Otuzüçüncü Kural:
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun.
İnsanın çömlekten farkı olmamalı.
Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.
                                   
- Otuzdördüncü Kural:
Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.
Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.
                                 
- Otuzbeşinci Kural:
Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz.
Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla.
İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi.
Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.
                                    
- Otuz atıncı Kural:
Hileden, desiseden endişe etme.
Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur.
Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sisitem karşılıklar esasına göre işler.
Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!
                                       
- Otuzyedinci Kural:
Tanrı kılı kırk yararak titizlilke çalışan bir saat ustasıdır.
O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur.
Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç.
Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.
                                       
- Otuzsekizinci Kural:
"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazırmıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil.
Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.
Her an her nefeste yenilenmeli.
Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

                                             

- Otuzdokuzuncu Kural:
Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar.
Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır.
Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde...
Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.


                                                      

- Kırkıncı Kural:
Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.
Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma!
Ayrımlar ayrımları doğurur.
AŞK'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde

                                        

Sevgiyle kalın...

15 Mayıs 2015 Cuma

"BİR KADIN"

“Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.
Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının… onu kaldırtma!
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur… senin adınla başlayan dualar… ve biten senin adınla… onu susturma!
Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez… yalnız genç adam, kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında..
Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni, 
Seni seven bir kadın, sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini, onu yanıltma.
İlk darbede yere çakılma oğlum,
İlk imtihanda sınıfta kalma!
Ve asla,
Ama asla!
Araya umutsuzluğu sokma.
Orasıdır kadının şah damarı, umudu…
Kesildiği an, vazgeçer kadın.
Sevmekten,
Beklemekten,
Özlemekten,
Hatta dua etmekten…
Can havliyle, kaçar.
Yakalayamazsın.
Artık o kadını üstüne alınamazsın.
Sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın.
Kadınları bomba gibi düşün genç adam… yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın.
Bak oğlum!
Bu hayatta her şeyi alırsın, yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,
Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla…
Falan filan sonra,
Bilirsin ya…
Sen sen ol, o kadını satma!
Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır.
Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır.
Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez olan maddelerinden biridir.
Kadın olmanın kuralıdır..
Bir şey daha vardır ki,
Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının.
Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
Bunu, bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…
”


                                                                Cem ÖZDEMİR     

Kalemine sağlık Ahmet Hakan


"BAŞÖRTÜLÜ bacısına" meydanlarda senaryo yazanlar bilmem kaç gün sonra  medyanın olayı sürekli gündemde tutup kınamasıyla belki Meral Akşener'in bir  anısını paylaştıktan sonra  adeta ricayla dönüş yaptılar.... 




Sevgiyle, şerefle, arla, namusla, onurla, haysiyetle, tarafsız, dürüst,.... kalın....

13 Mayıs 2015 Çarşamba

"Susmak" neymiş





Pancar çiçeği ucu (pürçek) kavurması

Slm,

haberlerde izledim, vatandaş "eski adı pancar sosyeteler kara lahana diyor" dedi. Biz pancar diye büyüdük o nedenle "halk" adını kullanmaya devam edeyim dedim. Yöresel lezzetler en fazla İsmihan'dan çıkar tabi ki, hem de parmaklarınızı yersiniz lezzetinde. İnternetten pancar ucu çiçeği, pürçek, pancar ucu diye aradım ama resmine ulaşamadım. Pürçek dediğimiz pancar ucu brokoliye benzeyen ama brokoli gibi yoğun ve sık olmayan pancarın çiçeğinin henüz tomurcuk hali. Nefis kavurması oluyor. Paylaşayım dedim.

Malzeme:

Pürçek
soğan
Tereyağ
Sıvıyağ
Tuz
Sarmsak (yeşil yaprağı)

Yapılışı: Pürçekler az sıcak suda haşlanır, sıkılır. Soğanlar karamalize olana dek kavrulur pürçekler eklenir ve bir güzel harmanlanır. Afiyet olsun.

















Sevgiyle kalın

5 Mayıs 2015 Salı

Yeşil Bezelye Kızartması

Slm,

İsmihan'dan nefis yöresel bir lezzet.

Malzeme:

Yeşil bezelye 1/2 kg
Tereyağ
Ayçiçekyağı
Mısır unu
tercihe göre: Yumurta veya soğan

Yapılışı: Bezelyeleri az suda veya haşlama aparatında haşlayın ve süzün. Mısır ununa bulayın tereyağı ve ayçiçek yağı ile kızartın sade yapabileceğiniz gibi üzerine yumurta veya soğan ekleyebilirsiniz afiyet olsun




Diyanet İşlerine sorular?

Slm,

aklıma takılmıyor değil onlarca soru;
neden 1 milyonluk araç şimdi (tam seçim üzeri) iade ediliyor?,
bakara marada neredeydiniz,
Kuran'ın meydanlarda çıkar amaçlı  kullanılmasına ne diyorsunuz?,
islam mütevaziliktir ya sizce? ve kurum olarak bunu ne kadar hissettiriyorsunuz?
Her hafta cuma hutbelerinde dürüst olmak, alın teri, emek, helal kazanç, kardeşlik vb vb yüzlerce harika hutbeler okutulurken ülkemizde bu kadar hırsızlık, yolsuzluk, yalan, dolan, adam satma, dedikodu, uyuşturucu batağı, para para para çılgınlığı ve insanlık adına kaybettiğimiz tüm güzel değerler karşısında bişeyler düşünüyor musunuz?
Kurum olarak göreviniz???
Allah'ı hesaba katmayarak insanların dinini, inancını, imanını sorgulayanlar hakkında bir kelamınız yok mudur?
Peki siz inananlar  Allah'ın verdiği aklı israf ettiğinizi düşünüyor musunuz (kullanmamak da bir israftır) ? vb vb....


Ahmet Hakan yine güzel yazmış paylaşayım dedim.



Samimiyetle sevgiyle kalın..

28 Nisan 2015 Salı

Menemenvari

Slm,

tam adı nedir bulamadım elde ne varsa ekledim besin değeri yüksek bir menü çıktı ortaya. Listede olsun, unutmayayım diye ekliyorum. Gayet de lezzetli oluyor.

Malzemeler:

http://aynurunaynasi.blogspot.com.tr/2013/09/ksa-hazrlk-kahvaltlk-sos.html
Domates sosu (sadece domates+sarımsak+zeytinyağı ile yaptım)
maydanoz
sarımsak (tercihen)
yeşil soğan
yumurta
tuz
zeytinyağı

Yapılışı: Az yağ ve domates sosunu ve sarımsakları ekleyin  2 dk civarı kısık ateşte kaynatın.  Bir demet maydanozun 3/1 ni ve bol yeşil soğanı ekleyin ve yumurtayı yavaş yavaş ilave edin. Menemenvari  güzel bir lezzet ortaya çıktı. Afiyet olsun
Sevgiyle kalın...

27 Nisan 2015 Pazartesi

Aleviye ayrımcılık yapıyorsun diyorlar

Hak ve özgürlükleri korumak için Ankara kriterleri yeter diyorlar ama Aleviler haklarını sadece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giderek koruyabiliyor.

Yine öyle oldu. Cemevini bir ibadet yeri olarak tanımama konusundaki inat,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde utanç verici bir mahkumiyetle sonuçlandı.

                                              * * *

Mahkumiyet utanç verici, çünkü AİHM, 14. maddeden mahkum ederek Türkiye’ye, açık açık “Sen Alevi vatandaşlarına ayrımcılık yapıyorsun” diyor.

Cumhuriyetçi Eğtim ve Kültür Merkezi Vakfı’nın açtığı davadan söz ediyorum. İlk olarak AİHM 2014 tarihinde Türkiye’yi mahkum etti. Geçtiğimiz günlerde de Türkiye’nin AİHM Büyük Daire’ye yaptığı itirazın reddedilmesiyle karar kesinleşmiş oldu.

                                               * * *

Olayın özü şu; Alevi vatandaşlarımızın kurduğu bu vakıf, elektrik faturaları için mahkemeye başvuruyor. Ve diyor ki, camiler, kiliseler elektrik faturası ödemiyor, biz de aynı muafiyetten faydalanmak istiyoruz.

Bizim mahkeme topu Diyanet İşleri’ne atıyor. Diyanet İşleri de Alevilik ayrı bir din değildir, cemevi de ibadet yeri değildir deyince, iş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidiyor.
                                                    
                                                                 

                                              * * *

AİHM diyor ki: Bu cemevinde ibadet yapılıyor; cenaze kaldırılıyor ve buradaki hiçbir faaliyette kâr amacı güdülmüyor. Bütün bunlar, burasının bir ibadet yeri olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koyuyor.

AİHM sonra da diyor ki: Eğer bir devlet ibadet yerleri için bir muafiyet getiriyor, bir imtiyaz tanıyorsa, bu imtiyazdan bütün dini grupları faydalandırmak zorundadır. Türkiye Aleviler’in ibadet yerlerini bu muafiyet kapsamı dışında tutarak Alevi vatandaşlara inançları temelinde ayrımcılık yapıyor.

                                              * * *

Karardan sonra, bir televizyon programında Diyanet’ten bir yetkiliye bu karar hakkında ne düşündüğünün sorulduğuna tanık oldum. Baktım aynı tas aynı hamam hâlâ cemevi ibadet yeri değildir diye tutturuyor. İşte burada Türkiye’nin çok önemli bir meselesine geliyoruz. Bir yer ibadet yeri mi, bir inanış din mi değil mi, eğer siz bunlara kendi inançlarınız temelinde karar vermeye kalkarsanız orada din özgürlüğü falan olamaz. İşte tam da bu yüzden, din özgürlüğü ancak laikliğin olduğu, devletin bütün inançlara eşit mesafede olduğu bir yerde bulunabilir.

                                              * * *

Bu, Alevi vatandaşlarımızın açtığı davalarda Türkiye’nin AİHM önündeki üçüncü mahkumiyeti. Zorunlu din dersi ve nüfuz cüzdanlarındaki din hanesi nedeniyle verilen mahkumiyetlerin gereği hâlâ yerine getirilmedi. Bir de şimdi cemevi mahkumiyeti geldi. Türkiye’nin Alevi vatandaşlarını ötekileştirdiği, onları yok saydığı AİHM kararlarıyla tescil ediliyor. Kararların gereğinin yerine getirilmemesi ise çok ciddi bir demokrasi ve hukuk devleti sorunu ortaya koyuyor. Ankara kriterleriyle bu iş ancak bu kadar oluyor...
                                                                              Orhan Kemal Cengiz
                                                      

10 Nisan 2015 Cuma

Sebzeli Bulgur Pilavı

Slm,

Aslında pilav değil de bulgurlu sebze yemeği mi deseydim bilemedim. Besin değeri çok yüksek ve oldukça da lezzetli. Türkiye'de hamile annelere ilk üç ay folik asit başlanıyor, ABD'de ise doktorların ilk üç ay bulgur ağırlıklı beslenin önerisi yaptıklarını ve folik asit başlanmadığını biliyor muydunuz? Bu tarifi mutlaka yapın derim, yanına ayran veya şalgam suyunu unutmayın.

Malzemeler:

Ölçü göz kararıdır. Aşağıdaki malzemelerin tamamı olacak diye bir kaide yok elinizde bulguru lezzetlendirecek ne varsa ekleyebilirsiniz.

1  su bardağı pilavlık bulgur
1 orta boy soğan
2-3 diş sarımsak
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
1 su bardağı bezelye (isteğe göre)
1 orta boy havuç
1 orta boy patates
1/2 su bardağı haşlanmış ama hafif diri yeşil mercimek (ince ince doğrayın)
1 su bardağından az haşlanmış ama hafif diri nohut
1 kaseden fazla yeşil biber, sıvıyağ
kuru nane, tuz, az şeker, acı biber
Et suyu veya normal su
Üzeri için taze nane

Yapılışı: Soğanları sıvı yağla karamelize edin, havuç, patates, sarımsak ekleyin ardından salça, bezelye, .... tüm malzemeleri sırayla ekleyin bulguru ekledikten sonra 1 dk civarı harmanladıktan sonra baharatlarını ekleyin ve su veya et suyunu ilave edin (sebze yoğunlukta olduğu için fazla su eklemeyin, su üzerine çıksın yeterli). Ocağın altını kısın ve pişdikten sonra karıştırın ve süre dinlendirin. Servis yaparken üzerine taze nane serpin. Afiyet olsun

Sevgiyle kalın...

7 Nisan 2015 Salı

Kaçamak

Slm,

hafta sonu günübirlik çıktık yollara; dağ, bayır demedik yürüdük, yürüdük, yürüdük. Bazen sitem ettik bu parkurun neresi kolay canımız çıktı diye ama olsun herşey  çok güzeldi. Doğanın ne kadar da güzel uyandığını siz  de görmek istemez misiniz?






















 Küçükken annem "bakın yılan resim çektirmiş" derdi. Ve uzuun yıllar yılanın harbiden resim çektirdiğini düşünerek nerede böyle bir yaprak görsem koşar adımlarla uzaklaşırdım.
Şimdi büyüdük, yılandan değil insanın yılan olanından korkmamız gerektiğini öğrendik ama bu yılan ne resim çektiriyor ne ip ucu bırakıyor,... anında yanınızda, yastığınızda, baş ucunuzda beliriveriyor işin kötüsü ısırdıktan sonra fark ediyorsunuz.






Sevgiyle kalın..

Şimdi ilk tanıma göre "esnaf" olan kadın ne cevap vermeli? Yaktın beni TDK !! ??

Slm,

Artık yorum yapmıyorum.
Esnaflık yapan  kadının vay haline..
 http://aynurunaynasi.blogspot.com.tr/2015/03/musait-misinizi-annemler-size-gelecek.html
Sevgiyle kalın...